23 Temmuz 2010 Cuma

Arda Turan'ı, Rijkaard’ı, Galatasaray'ı Öldürmek

İnsanlık tarihini en başından günümüze kadar takip edin. Gözlemleyin. Dünya tarihine çentik atan en büyük olayların içyüzünü sorgulayın. İnsanoğlunun bugüne kadar en çok hangi tavırlar içerisinde olduğunu, nasıl kaypak ve çıkarcı bir varlık olduğunu aklınızdan çıkarmayın. Tıpkı inanılmaz zeki, içten, dürüst ve erdemli olabileceği gibi..

İnsanlık tarihinin ve toplumların gidişatının kritik itici güçleri olmuştur. Siyasi güçten ekonomiye, paradan toplumu yönlendirebilme becerisine kadar. Belki bundan 1000 yıl önce iletişim denen şey o kadar mühim bir konu değildi. Hoş! Amerika kıtası ile Afrika kıtası birbirinden kopuktu. İnsanlar “ötekilerin” farkında bile değildi. Başka insanların yaşayıp yaşamadığını bilmiyordu bile. İletişimin sadece yaya olarak adımlamalardan, at sırtında koşturmalardan, çöllerde deve üstünde dehlemelerden ibaret olduğunu, geçen yüzyıllar sonucunda ticaret yollarının inanılmaz önem kazanmasının iç yüzünde iletişimin gelişmesinin de önemli olduğunu unutmamak lazım. Çünkü ne kadar iletişim o kadar bilgi, fikir ve teknoloji alışverişidir. İnsanları o kadar etkileyebilme gücüdür. Etki altına alabilmek, sömürebilmektir. İnsanları, daha doğrusu toplumları kuklaya çevirebilme gücüdür.

Artık günümüzdeki en büyük güç belli. Paradan, ekonomi ve siyasal güçten çok daha önemli bir güç daha var: Medya gücü.. Medyanın etkileme gücü.. Medya gücü deyip geçmemek lazım. Eğer elinizde muazzam bir medya gücü varsa ve ince işlerin peşindeyseniz yapamayacağınız şey yoktur. Bu öyle bir güçtür ki en masum ve dürüstü şerefsiz, en şerefsiz ve haysiyetsizi namuslu ve erdemli gösterebilir. Böyle muazzam bir güçtür işte bu güç. Ahlaklı bir adamı yerin dibine sokarsınız. Bunu yaparken cebiniz parayla dolar, en lüks yaşantı sizin olur, en lüks arabaları kullanır ve en lüks evlerde yaşayabilirsiniz. Eğer ki seslendiğiniz kitle galeyana gelmeye müsait, kişiliksiz, bilgisiz ve akılsızsa sadece ‘höt’ demeniz bile bu aptallar ordusunu savaşa götürmeye, birbirine düşürmeye, aklını bulandırmaya yeter.

Bilmiyorum dikkatinizi çekti mi? Adına futbol denen şey üç paragraftır insanlık tarihini ve kaypaklığını sorgulamama neden oluyor. İnsanlığın varoluşuna kadar gitmeme dahi sebebiyet veriyor. Futbol, kritik hayat gerçekleri ele alındığında aslında kritik ve temel bir ihtiyaç değil. Ama futbolun içinde olanlar için futbolun son yıllarda sanayileşmesi ve inanılmaz paraların döndüğü bir alan olması nedeniyle bazı kişiler için çok kritik. Futbol denen şeyin kendi içinde emekçileri var. Bu işi icra ederek, daha doğrusu temiz bir şekilde icra etmeye çalışarak ailesine yemek götüren, götürmeye çalışan, elinden geldiğince topluma hizmet etmeye çalışan, durumu iyi olmayanların ellerinden tutmaya çalışan kişiler de var. Ortada bir hak ve hukuk meselesi var. İnsan haklarının ve hukukunun söz konusu olduğu bir noktada dönen dolaplar, mesnetsiz sözler, toplumu galeyana getirecek temelsiz çıkışlar ‘hak yemek’ denen hukuksal bir alana karşılık geliyor. Bir insanın ya da toplumun hakkını yemenin doğru bir şey olmadığını kabullenmek için herhangi bir dine ya da Allah'a inanmak gerekmiyor. Doğru her yerde doğrudur. Gerçek her yerde gerçektir.

Geçtiğimiz Çarşamba günü tek bir maçın ardından her şey bir anda terse dönmüş. İnanılmaz anlamlar yüklenmiş bir futbol maçına. Tek bir hazırlık maçına! İnsanoğlu kendisini o kadar kaybetmiş ki o geri zekalı zihnini görmeksizin ortalığı germek, savaş alanına çevirmek, bu durumdan nemalanabilmek, birilerine yaranmak, cebini doldurmak için yapmayacağı şerefsizlik olmuyor. Tüm bu söylemlerin ve tavırların insanları galeyana getirmekten bir farkı yok. Masumları lekelemekten, masumiyeti öldürmekten tamamen farksız. Aslında olayın derinliklerinde bir düşünce kirliliği, ahlakın yitirilişi, hak/hukuk katliamı ve huzuru bozmak yatıyor. Bilirsiniz, birini tutuklamanız, hapse atmanız için bir suç işlenmesi gerekir. Ama bu öyle bir alan ki buna haber alma ve verme özgürlüğü diyorlar. Basın özgürlüğü diyorlar. Kılıf en başından hazır.

Neler olmuyor ki? Öyle aptalca fikirlere ve futbol zihnine sahibiz ki, bir hazırlık maçı büyük bir savaş gibi gözlerimize üfürülüyor. Herkes dayatmacı zihniyetini iki dirhemlik akıllara tahrik ederek sokmaya çalışıyor. Galatasaray’ın 10 kişi kalan Fenerbahçe’yi yenemeyişi büyük bir memleket meselesi haline getiriliyor. O maça kadar Fenerbahçe tü kaka iken ve Galatasaray açısından bir sessizlik, derinden gelen sessiz atılımlar mevcutken bir hazırlık maçı kaybedildi diye her şey bir anda toz duman ol(durul)uyor.

Rijkaard sıkıntı içinde yüzüyormuş. Arda yine çıldırmış. Sabri yine adam değilmiş. Fenerbahçe Galatasaray'a bunu her zaman yapıyormuş. Galatasaray çalkalanıyormuş. Rijkaard adam bile değilmiş. Arda beş para etmezmiş. Cana futbolcu bile değilmiş. Onun gibi ülkemizde 60 tane oyuncu varmış. Hatta şu anda Çemişgezekspor’un kadrosunda bile Cana gibi bir oyuncuyu bulabilirsiniz. Rijkaard bu maça bir hazırlık maçı olarak baktığı ve bir savaş olarak bakmadığı için futboldan hiç anlamıyormuş. Ne de olsa elin adamıymış. Allah'ın gavuruymuş. Ne anlarmış Galatasaray’dan. Aldığı paraya bakarmış.

Bunca hayhuya, geri zekalılığa, aptallığa, haysiyetsizliğe, yaratılmak istenen savaş ortamına ne diyebiliriz? Gerçekten ne diyebiliriz?


Rijkaard neden sıkıntılı? Rijkaard neden adam değil? Rijkaard neden Galatasaray’ı umursamıyor? Rijkaard neden futboldan anlamıyor biliyor musunuz?

Futbol denen kültür içinde klasik, aptal Türk insanı zihniyetini taşımayıp bu maça ölüm kalım meselesi olarak bakmadığı, tamamen bir hazırlık maçı olarak baktığı, elinde olan yepyeni oyuncuların hepsini birden sahaya sürerek onları görmek istediği, 18 yaşında bir çocuğu Fenerbahçe karşısında oynattığı, takım içinde bir çok gence bu maçta yer verdiği için! Bu çocukların rakibini 10 kişi kalsın ya da kalmasın, skor üstünlüğünü ele geçirsin ya da geçirmesin, futbolu zihniyet ve görüntüsel olarak oynamak anlamında üstünlük kurması bile önemli değildi onlar için. Acaba sorgulamışlar mıdır o zihniyetler, 'gençlerimize neden şans verilmiyor yahu' diye kılı kırk yararken ve 40 odunluk ahkam keserken aslında futbol anlamında oldukça idealist yaklaşan bir adamın yaptığı güzel bir şeyi neden aptallık olarak nitelendirir? Pardon. Unuttum. Büyük bir savaş vardı! Kan dökülmeliydi ve 18’lik veletleri savaş tarlasında en öne sürmüştü bu gavur Rijkaard! Bir de takımda sakatlıktan hiç santrfor kalmamışken nasıl olur da elde kalan tek santrfor oyundan alırmış? Böyle hocalık mı olurmuş? Hem de Şampiyonlar Ligi finali oynanırken eldeki tek santrfor çıkarılır mıymış? Sormak lazım, Fenerbahçe önemli bir rakibi karşısına çıkarken ne zaman 18'lik bir gencini sahaya sürecek? Ne zaman bu cesareti gösterecek? Aslolan günü kurtarmak ne de olsa!!

Rijkaard, kaç yıldır birlikte oynayan oyunculardan kurulu ve oturmuş bir takım olan, bu anlamda Galatasaray’a nazaran daha avantajlı olan rakibine karşı Baros, Kewell, Pino, Neill gibi isimlerle çıkmadığı için mi futbol cahili olmuştur? Sağ bekte Sabri, sol bekte Hakan Balta ile başlamayı ben de biliyorum ulan be geri zekalı deyyus zihniyet! Ben Sabri’nin de Hakan Balta’nın da ne halt yiyebileceğini pekala biliyorum. Bu bir ölüm kalım, kupa, Şampiyonlar Ligi Finali ya da şampiyonluk maçı değil ki? Hazırlık maçı be! Hazırlık maçı ne için vardır? Takımıma yeni katılan oyuncular ile eski oyuncular arasında ahengi kurmak, birlikte oynama alışkanlığını geliştirmek, oyuncuları fiziksel ve tekniksel anlamda geliştirmek için vardır. Ben Sabri’yi, Balta’yı, Ayhan’ı biliyorum. Ne yapabileceklerini biliyorum. Ama Ali Turan, Musa Çağıran, Mehmet Batdal, Serdar Özkan ne yapacak net olarak bilemiyorum ki! Eğer ben bir hocaysam, bir hazırlık maçında daha çok yeni oyuncuları tanımak ister ve ne yapabileceklerini gözlemlerdim. Her akıl sahibi varlık gibi..

Rijkaard bu ülkeye bazı anlamlarda fazla. Onu her seferinde bir tuzağa çekmek istiyorlar. Rijkaard her seferinde bu tuzağa düşmek istemiyor. Düşmediği için de adamı futbol cahili ilan ediyorlar.

Türkiye’nin şu an için açık ara en yetenekli oyuncusu Arda Turan'dır. Bunun lamı cimi yok. Bu saldırılar tekrardan neden başladı sizce? Bir anda medya neden tekrar yüklenmeye başladı? 22-23 yaşındaki gencecik bir dimağa bu kadar saldırmak, bu genç yürekle yavşakça güreşmek, ona demediğini bırakmamak, özel hayatını bile bırakmamak hangi şerefsizlikle açıklanabilir? Arda Turan’ın korku salmasından olabilir mi? Belki. Çarşamba günü oynanan oyuna baktığımızda sahanın açık ara en iyi oyuncusu ve fark yaratan oyuncu olmasından olabilir mi? Önemli gelişimler gösterdiğinin haberlerinin hafiften yansıtması belki de! Eğer düşman olarak gördüğünüz rakibinizin elinde çok büyük bir yetenek varsa ve rakibinizin en büyük kozu Arda Turan ise onu bitirmeye çalışmak yararınızadır. Eğer Arda Turan ismi Sarı Lacivert renklerle boyalı bir insan evladı olsaydı şu an ne Hagi, ne Alex, ne de Metin Oktay kalmıştı! Sarı Lacivert medya ve zihniyet öyle allayıp pullardı ki Arda Turan’ı, son bir yıldır bu çocuğa edilen lafların onda biri bile edilmezdi. El üstünde tutulurdu. Fenerbahçe taraftarı tapardı. Alex’i bile kurban ederlerdi. Eğer Arda Turan bir de Fenerbahçe kaptanı olsaydı, o kaptanına uzanan dilleri kendi eliyle keserdi taraftar. Affetmezdi.

Aslında yaşanan her şey belli. Psikolojik olarak bitirmeye çalışmak; Sarı Kırmızı’yı.. Arda’yı.. Galatasaray’ı.. Rijkaard’ı.. Yok etmeye çalışmak. Daha ligler başlamadan bir hazırlık maçı ile yerden yere vurarak ortalığı tozu dumana katmak. İşin asıl acı boyutu nedir biliyor musunuz? Bu saçmalığa ve aptallığa Sarı Kırmızı yürekler bile farkında olmadan destek oluyor. İnanılmaz kozlar veriyor.

Bu takımın bazı sözde taraftarı kaptanı için demediğini bırakmıyor. Sürekli yanında olacağına yerin dibine batırıyor.

Bu takımın bazı sözde taraftarı kendi futbolcusunu kollayacağına, kendi oyuncusunu savunacağına, Sabri’sine kenetleneceğine yerden yere vurmakla meşgul. Küfür etmekle, sövmekle meşgul. Bu öyle malzeme sağlıyor ki Sarı Kırmızı dışında yer alıp bu renkleri bulamaç yapmaya çalışan medyaya. Bu medyanın öyle gazına geliyor ki bazı aptal beyinler..

Eleştiri hakkı, futbol oynama tarzını adam gibi eleştirme hakkı her zaman vardır. Bu çok farklı bir süreç. Ama kişiliğe, haklara hakaret etmek, sövmek neyin nesidir? Sen yoldan geçen birine küfür etsen, adam senden şikayetçi olsa içeri atarlar seni hakaretten. Ama sen kendi oyuncuna sövüyorsun, küfrediyorsun, hakaret ediyorsun. Sen kimsin ki küfrediyorsun? Eğer o sövüşler sana olsaydı kim bilir katil olup çıkacaksın. Çıldıracaktın sinirden.. Empati kurmak diye bir şey söz konusu bile değil. İnsanları kendi yerimize koyamıyoruz. Ama empati denen şey sonuçta bir yetenek. Adam gibi adam olmayı, karakterli ve dengeli olmayı, olgun ve oturaklı olmayı gerekli kılıyor. Beyinsizler empati denen şeyi kuramaz.

Cana gibi 60 oyuncu buluruz lan repliğine hiç girmiyorum bile. Bu kadar basit, zavallı söylem sahiplerinin ceplerini muazzam paralarla doldurup Bağış Erten, Ali Ece gibi dinç zihinlerden daha uzakta tutuluyoruz ya, bu millete her türlü bela, cehalet müstehaktır. Futboldan, futbol biliminden, futbol kültüründen bir gram anlayan bir zihniyet “Cana gibi 60 adam bulurum” lafının ne kadar aptalca, sıradan, klişe, futbol ile uzaktan yakından ilgisi olmayan saçma sapan bir fikir olduğunu dahi anlar. Daha Kewell geldiğinde Kewell’ın nasıl bir oyuncu olduğunu bilmeyen, Nonda varken Baros da kimmiş, Nonda her zaman Baros’tan önce gelir diyen bir zihniyetin Cana gibi 60 adamına ne denebilir ki? Asıl üzücü olan ise bu görüşe değer verenlerin olması. Daha hazır olmayan, yepyeni bir takıma gelen, tatil yapması nedeniyle fiziksel olarak güç kazanmamış ve ekstra birkaç kilosu olan bir oyuncunun olmamış haline bakarak bunun gibi 60 oyuncu bulurum lan zihniyeti, bambaşka bir zihniyet. Alkışlanacak bir aptallık!

Ama tek suç onlarda değil. Yönetimde, sarı kırmızılı taraftarlarda, sarı kırmızı medyada da büyük suçlar var. Onca olay olup biterken çok azı takımı için savunmacı ve saldırıya göğüs gerecek bir tavır ortaya koyuyor. Yönetim takımın ve oyuncularının hakkını koruması gerekirken bir çok olaya sessiz kalıyor. Kaptanına sövülürken ve onca laf edilirken ne yönetim ne de taraftar masaya yumruğunu vurmuyor. Bizde de suçlar var maalesef. Meydanı iletişim anlamında daha güçlülere bırakıyoruz. O meydanda olan Sarı Kırmızılar bile daha güçlülerin ekmeğine yağ sürüyor. Farkında olmaksızın.

Kimse kusursuz değildir. Mükemmel değildir. Hatasız insan yoktur. Arda’nın, Rijkaard’ın, Sabri’nin de hataları vardır. Kusurları vardır. Yerküre üzerinde mükemmel, kusursuz, hatasız insan diye bir şey bulamazsınız. Bu ancak efsanelerde ve hikayelerde olur. Ama Arda böyle yaptı, ama Sabri böyle etti, ama Rijkaard futbol bilmiyor diyerek hiçbir sonuç elde edemezsiniz. Daha takım liglere bir ay süre varken şimdiden linç edilmiş durumda. Hem de ideal 11’i daha oturtulmamışken.

Bilmiyorlar ki bu sefer işler son iki yılda olduğu gibi olmayacak. Hem de asla. Artık deplasmanlarda süt çocuğu kesilen takım göremeyeceksiniz. Bunların müjdesini hazırlık maçlarında normal oyuncularla bile almışsınızdır. Takımın ideal 11’inde yer alacak 6-7 adam hazırlık maçlarında daha oynamadı bile. Bebelerin oynadıklarıyla anca bu kadar. O zatlar Lorik Cana’nın ne olduğunu çok iyi görecekler. Aynı zatlar korkmakta haklılar. Korkmaya da devam etsinler. Daha yeni açıklanacak box to box’ın ismini duymadılar bile. Duydukları zaman terlerini silecek selpak bile bulamayacaklar. Galatasaray orta sahası artık Barış – Sarp – Ayhan’dan oluşmayacak. Bu üç isim yedekten öteye gidemeyecekler. Diğer takımlar bir Arda’ya uzun süre asla sahip olamayacaklar.

Ne kadar kıskanılırsan o kadar taşı yersin kafana. Ne kadar akıllı olursan o kadar deli ve özürlü olursun tüm aptalların ortasında. Rijkaard’ın hatası aptalların ve delilerin baskın olduğu bir futbol kültürüne idealistliği, profesyonel bakış açısını ve zekasını yansıtmasıdır. Arda’nın hatası da genç yaşında inanılmaz yetenekli olması, Türkiye’nin en iyi oyuncusu olması, bu yönüyle ezeli rakiplerini inanılmaz kıskandırması, her kuruşu sonuna kadar hak edip yaşadığı güzel hayat nedeniyle çekilememesidir. Eğer en iyisi olmasaydı en önemli rakibin başkanı onu almak için on takla atmaz, bir anda 15 milyonu banka hesabına yatırmayı düşünmezdi. Hoş! Rakibini nasıl dağıtabileceğini ve üzerine oynayabileceğini çok iyi biliyordu bu hamlesi ile.

Sarı Kırmızı’ya gönül verenler.. Birçok şey olun ama asla bir aptal olmayın. Çevrenizde neler olup bittiğini çok iyi düşünmeli ve tartmalısın. Ülkende öyle şeyler dönüp duruyor ki. Eğer elinde bir güç varsa bir haysiyetsizi kral bile ilan edersin.

Ben ondan 60 tane bulurum, Barca’yı ben de şampiyon yaparım, Nonda varken Baros kim, Kewell kim, Lampard çok düz bir topçu, Messi topçu değil, adam hiç değil gibi lakırdılar ancak ülkemde olur. Ülkemde.. Siz de bu aptallardan olmayın..

Çünkü futbol o kadar basit bir şey değildir. Hele kültürü ve zihniyeti hiç değildir. Medya denen zevatın insan leşlerinden beslenen akbabalardan hiçbir farkı yoktur. Siz de insanların hüznünden beslenen akbabalardan olmayın. Sadece zihninizi açın yeter..

Eğer bu hazırlık maçı Sarı Kırmızılıları bitirseydi, her şeyi mahvetseydi bugünkü antremandan şu görüntüye şahit olamazdınız bile. Çünkü bu, futbol kültürüne ve zekasına sahip Sarı Kırmızılılar için hazırlık maçından başka bir şey değildi. Bacak kadar çocukların bile cesurca sahaya sürüldüğü ve apayrı bir kültüre sahip olduğunuzu gösterdiğiniz. Ama anlayamazlar. Bazıları anlayamazlar..

Belki şu yazı bile gözlerinizi az buçuk açabilir. Eğer ki tamamen kapanmamışsa..

http://lucarelli-breitner.blogspot.com/2010/07/son-bir-arda-turan-yazs.html

21 yorum:

Ozan dedi ki...

kardeşim ağzına ellerine sağlık keşke anlayabilseler ben 13 yaşımda lucescu yollandı fatih terim geldi lan dedim neden yollandı lucescu çünkü çok güzel top oynatıyordu hasanı bile adam etmişti sonra zaten biliyoruz uefayı istanbulda olunca ne kadar pişman olduk ben bunları gördüm ve 20 yaşımdayım diyorum ki pişman olmamak için rijkaard ve takımımıza sahip çıkalım rijkaardın çok mu umrunda adam giderdi milana ama birşeyleri kanıtlamak istiyor ama kimse bana dil dökmesin rijkaard giderse bir şampiyonlar ligi kupası alırsa keşke göndermeseydik diye kimse demesin ana avrat küfür ederim ona

Ümit dedi ki...

Muhteşem bir yazı. Ellerine sağlık.

Yalnız Arda Turan konusunda.. Söylediklerine katılmakla birlikte, Arda Turan'ın da şapkasını önüne koyup düşünmesi gerekiyor. Hem saha içinde hem saha dışında.. Hakan Şükürleri, Emre Belezoğlulari, Acun Ilıcalıları örnek alacağına, Metin Oktayları, Prekazileri, Hagileri örnek alsaydı şu an kendisini bambaşka bir şekilde izliyor olurduk. Onda bu potansiyel var, ama vizyon yok.

Atilla Çelik dedi ki...

Teşekkürler Ozan ve Ümit. Ümit, dediğine ben de bir nebze katılıyorum. Arda'nın da gerçekten hataları var. Daha 22 yaşında. Yolun başında sayılır bazı anlamlarda. Ben o yaşlardayken inanılmaz hatalar yapardım. O yaşta feci yük bindirdik Arda'nın sırtına. Kolay bir şey de değil. Ama ona doğru yolu hep birlikte gösterebilmek lazım. Yönetimin bile gerekirse olaya müdahil olması lazım. Çünkü onca saldırı altında bu çocuğun doğruları yakalaması o kadar kolay bir şey değil. Gündüz Kılıç, Metin Oktay olmak gerçekten kolay değil.

Ümit dedi ki...

Adnan Polat'ı geçen seçimlerden önce o kadar destekledim ki. Ne olursa olsun tekrar kalmalı diye düşünüyordum. Başladıklarını bitirmeli.

Ama geçen ay hürrüyet ve vatan gazetelerine gidip "özel" röportaj verdiğini öğrendiğimde deliye döndüm. Adamlar senin teknik direktörüne sövsün, kaptanına sövsün, takımına sövsün, futbol şube sorumluna sövsün, sen ayaklarına kadar git röportaj ver.

Bu yönetim olduğu müddetçe ne Arda huzur bulur, ne futbolcular, ne de taraftar.

Havenless dedi ki...

Uzun ve isyan dolu bir yazı olmuş. Rijkaard geldiğinden beri yaşananlara bakınca olanları anlatmak ve eleştirmek için de bu tarz bir yazı yazmak gerekli zaten. Arda'nın olgunlaşması, davranışlarına dikkat etmesi, Galatasaray'a dışarıdan gelen baskılar-saldırılar gibi konulara hep değiniliyor. Bence bu yazıda en çok dikkat edilmesi gereken yer taraftarın bu olaylar karşısındaki tavrına yönelik eleştiriler ve öneriler kısmı. Bahsettiğiniz gibi eğer taraftar olarak aklcı olup, sağlam bir duruş sergilemezsek yalnızca yıldız futbolcular getirmekle övünen, kısa vadeli başarılara sevinen bir kitle haline geleceğiz. Böylece formalarımızın içinde yazan; Ali Sami Beylerin , Hasnunların , Metinlerin ahvadıyız ; bu ülkede hem sporun , hem irfanın ecdadıyız sözü havada kalacak.

Sıradanlaşmayalım ve değerlerimizi unutmayalım.

Not: Yazıdaki Scavenger of Human Sorrow göndermesine bayıldım. Mükemmel.

Atilla Çelik dedi ki...

@Havenless, kesinlikle katılıyorum görüşlerine. Bu takım taraftarları değerlerine çok bağlı bir taraftardı. Çok farklı yaklaşırdı takımına. Onca sıkıntı, yıldızsızlık çeker yine de gık etmezdi. Farklı bir ruh ile kapsanmıştı. Ama ne zamanki peşpeşe yıldız transferleri yapıldı, başarısızlıklar geldi, dayanılmaz bir hal aldı taraftarların ruh hali.

Kimse sütten çıkmış ak kaşık değil. Rijkaard, Arda'nın da hataları var ama yaşanan onca şeyi bu iki isme bağlamak da o kadar doğru değil.

O göndermeyi bir tek senin gibi Death dinleyicileri anlayabilirdi. :) Gerçekten de ona bir göndermeydi. :)

Code-444 dedi ki...

Abi yazdığın her satırın altına ayrı ayrı imzamı atarım. Bravo, müthiş yazmışsın yine. Takımda hatalar var tabi olmaz mı. Ama ne bileyim izlediğim hazırlık maçları olsun, alınan futbolcular olsun umutluyum ben bu sene. En çok da kaptandan umutluyum. Geliştirmek istiyor kendini, geliştiriyor da. Onun futbolunda eksik olan da asıl buydu bana kalırsa -şutu ve fiziğinden ziyade- Arda Turan kafaca hazır olduğu sürece tutulamaz, bunu Cimbomlu olduğum için söylemiyorum. Az buçuk izleyen adam da biliyor zaten.

Ha abi bu arada; Sarp,Barış,Ayhan'dan oluşmayacak orta saha, yeni box to box'ın adı duyulduğunda yer yerinden oynayacak demişsin ya; adını biliyor musun? Kim bu ''Yeni ASLAN''?? :))

Atilla Çelik dedi ki...

@Code-444, güzel düşüncelerin için teşekkür ederim. Sen olaya pozitif ve güzel tarafından baktığın için mantığı da yakalayabilmişsin. Önemli olan bu.

Bir isim geldi kulağıma, ama hak verirsin ki bu isim bana sır olmak koşuluyla verildi. Zaten Galatasaray'ın box to box oyuncusu alacağını bimeyen yok. Sadece ismini bilmiyorlar. Ben de bu sırra bağlı kalmak zorundayım. Ama sadece şunu diyeyim. Eğer o isim olursa ve transferi gerçekleşirse şaşıracaksınız. Nasıl oldu da bize geldi diye. Kariyeri nedeniyle öyle düşüneceksiniz. Basında da yer almayan bir isim.

Hatta şöyle diyeyim orta üçlü ve forvet üçlüsünü bir tahtaya yazdığımda taş gibi bir takım ortaya çıkıyor. :)

Code-444 dedi ki...

Haklısın tabi söyleyecek olsan Zaten yazında verirdin. Ama beni bu kadarı bile heyecanlandırdı. Kaldı ki ben Kallström'e falan da razıyım yani -kariyerli bi adam zaten de yani gelse şaşırmaz kimse- yeter ki kaliteli bi oyuncu alınsın. Umarım doğru çıkar.

Code-444 dedi ki...

Günümüzde ''box to box'' tipi üst düzey futbolcu sayısı fazla değil bildiğim kadarıyla. Bir de ''yıldız'' olunca iyice daralıyor halka. Bunların arasında takımları için sembol olanları atarsak; (Fabregas,Xavi,Lampard,Gerrard...)benim tahminim ''Michael Essien'' olur. Ah,ne de güzel olur !! Tutamadım kendimi. Olsun bulunsun burada :))

Atilla Çelik dedi ki...

O tarz bir yıldız değil. Savaşçı ve lider diyelim. :)

Code-444 dedi ki...

Benimkisi de çok uçuk olmuş yav. Peh ''Essien'' haha. Bonservisi falan filan zor iş, külfetli. Kulübü zora sokmayacak bi transfer olmalı, zaten olması gereken de o. Aklımda bi tane İtalyan cengaveri var o kalıba uyan ama; Onun da adı zaten geçti orada burada. O da şahane olur, hem tecrübesi, hırsı cuk oturuyor. Ama
işte ismi ciddi şekilde anıldı bizim takımla. Neyse pes ediyorum.... Abi sana da teşekkür ediyorum. Nerden baksan gerçekleşirse süper bi olay olacağa benziyor bu. Nasıl olsa gelirse haberimiz olur :)

Adsız dedi ki...

Helal eline sağlık anca bu kadar güzel anlatılabilirdi duygularıma tercüman oldun aslında bi de kaybetmek üzere olduğumuz şeyleri hatırlattın bizlere...

Code-444 dedi ki...

Atilla Abi, Jan Polak'ın ismi ciddi şekilde anılmaya başlandı. Hatta Anderlecht; Avrupa Kupası maçı kadrosuna da almamış Polak'ı, Cimbom ile görüşmesinden dolayı. Gerçekleşmesi halinde bu transferle ilgili görüşün nasıl olur?? Yahu bi de sadece ben mi merak ediyorum senin kulağına çalınan ismi :)Onu da şartlar ne olursa olsun, açıklarsın di mi eninde sonunda?? Merak felaket bişey yav :))

Atilla Çelik dedi ki...

Bana yem olarak geliyor Polak ismi. Şöyle bi tene Premier ligten, iki tene Ligue 1'den ne güzel olurdu değil mi? :)

Code-444 dedi ki...

Umarım haklısındır. Hem sakatlıktan çıktı hem de bizim aradığımız tipte bir ''box to box'' değil. Adnan Sezgin olursa Grella, Enoh, Polak vs oluyor, e inanası geliyor insanın. Inamotolar Carruscalar falan gördük çünkü biz ondan. Dediğin kalibrede bir adam gelirse bu adamla ilgili söylediğim tüm sözleri unuturum, bir daha da arkasından konuşmam. O kadar pasif kaldı ki yıllar yılı...Faydasız bi adam portesi çizdi hep uzaktan, aman ya neyse... Stoper de şart aslında şu koşulda; pek bi gelişme olmayacak sanırım. Baptista deniyor Roma'dan. Elano Rusya yolcusu diyenler var. Bu transfer politikası kamplara yetiştirilecek şekilde uygulanmadığı sürece çok verimli olmuyor o da bi gerçek. Transfer olsun olmasın benim şu takıma güvenim tam. Yeter ki göz boyamak uğruna saçma sapan adamlar gelmesin. Biz bekleriz, hep bekledik, her zaman da bekleyeceğiz. Cimbom'un olduğu yerde her zaman umut vardır !!!

pasamed dedi ki...

hiç kimse zamanında "ben artık ikinci kaptanlığı takmam" demiş olan arda nın peşinde ergen gibi "arda arda" diye koşmak zorunda değildir.
bu olayı unutamayan taraftarları "sözde" diye adlandırma cüretini kendinizde nasıl gördüğünüzü anlatırsanız seviniriz.
saygılar...

Atilla Çelik dedi ki...

Sizin gibi düşünenlere diyeceğim bir şey yok. Çünkü sizin gibilere göre her insan mükemmel, kusursuz olmalıdır. Bir hata onu asıp kesmeye yetmelidir. 20'li yaşın hemen başında o lafı eden bir çocuktan bahsediyoruz. Evet, çocuktan. Bir insanın 20 yaşında olması kocaman adam olması demek değildir. Eğer onun yaşadığı sorunları sizler yaşsaydınız ve tüm Türkiye'nin üzerine geldiği bir insan olsaydınız, günlük hayatınızı nasıl yaşardınız bilemem.

Ergen gibi Ardaa, Ardaa diye peşinden koşmak başka, yukarıdaki yazıyı farklı algılamak başka. Bence siz yazıyı anlamamışsınız bile. Siz de vurabilirsiniz Arda'ya. Medya zaten hep kapıda..

pasamed dedi ki...

siz beni yanlış anlamışsınız... bakın ben arda kusursuz olsun falan demiyorum... hata var hata var diyorum... şöyle saçma bir örnekle açıklamaya çalışacağım herhangi birisi bir başkasına yumruk atarsa buna hata diyip geçebiliriz... ama o kişiyi öldürürse hata diyip affedemeyiz... arda nın yaptığı budur , sağda solda ben inanılmaz iyi galatasaraylıyım diyip duran ( ki buna da zerre inanmıyorum , tamamen taraftarı tavlama , manipüle etme çabasıdır benim gözümde) arda lincoln kıskançlığı , çekememezliği uğruna galatasaray ın kaptanlığını takmayacağını umursamayacağını söylemiştir...bu "galatasaray" a bir hakarettir... bunun affedilecek bir yanının olmaması gerekir... eğer bunu affedebiliyorsak emre için de belözoğlu hata yaptı ya arkasında duralım da dememiz gerekir... bunu yapmamak iki yüzlülüktür benim gözümde sizin düşüncenize göre hareket edersem, sonuçta o da hata o da hata di mi? sizin de çokça kereler kızdığınıza emin olduğum hakan ünsal , şükür gibiler de bi hata yapmışlardır affedelim gitsin... yani affedilemeyecek şeyler vardır benim gözümde ve bu onlardan biridir , "hata yapmıştır gençtir" argümanıyla falan da savunulamaz...

ayriyeten arda "hata" larının üstüne koyarak devam etmektedir , ibb olayı , caner olayı ,gruplaşma olayı filan diye... ben gerçekten anlayamıyorum arda nın eleştirilemez konumunu değiştirmek için ne yapması gerekir , adnan polatı mı dövmeli , rijkaard ın yüzüne mi tükürmeli , küfür mü etmeli? bu konuya açıklık getirirseniz sevinirim... yani elano ya kimi zaman da baros a bilerek atmadığı paslar tv den bile farkedilen arda nın takıma zarar verdiği ne zaman anlaşılır da elano ruhsuz olmaz... bunlar gerçekten çok üzüyor beni bir galatasaraylı olarak , taraftarın iki röportaja hemen kanması , bir adam uğruna kendi taraftarını "sözde" ilan etmesi , küfretmesi... ben arda diye gözünü karartmış , ben bu takımı en iyi bilenim , şunlar da çok iyi galatasaraylıdır şunların sevin tarzında belgarath zavallılığıyla yaşayacağıma "sözde" taraftar olmaktan onur duyarım.
son olarak şunu samimiyetle söylüyorum , takip ettiğim ve beğendiğim bir blogger olan sizin sıradan ( bunu kendi görüşüme göre yazıyorum , yoksa fazla saldırgan ,terbiyesizce bulduysanız yorumu ifade ederseniz sevinirim) bir yorumu " sen daha yazıyı anlamamışsın mal" silahıyla karşılayıp beni "arda düşmanı kıskanç bir adam" olarak yaftalamanız beni üzdü
saygılar...

Atilla Çelik dedi ki...

Merhaba Pasamed,

Gün boyu bakamadığım için ancak cevap verebiliyorum. Benim ilgili yazıda özellikle üstünde durduğum konu Arda'nın hataları dışında olan konularla ilgiliydi. Zaten yazıda Arda'nın, Rijkaard'ın da hataları var demiştim. Hatasız insan gerçekten olmuyor. Ama yazıda özellikle üzerinde durduğum konu medyanın olmayan şeyler üzerinden sansasyonel haber yaparak, Galatasaray'ı yıpratmaya çalışması üzerineydi. Medyada müthiş bir FB gücü var. Aynı şekilde eleştirilmiyor takımlar. Misal FB Young Boys'a elendiğinde üzülme canım tarzı bir manşet atılırken, eğer elenen Galatasaray olsaydı yerden yere vurulurdu. Galatasaray üzerine sürekli yıpratıcı haberler üretildi. Özellikle futbolcu kalitesi bağlamında Galatasaray'ın en önemli değerlerinden biri Arda olduğu için Arda'ya çok vuruyorlar. Arda'nın hatasının olmadığı yerlerde bile ısrarla Arda'yı haber ederek Arda üzerinden Galatasaray'ı yıpratmaya çalışıyorlar. Kısacası medyanın takımlara nasıl yaklaştığını ama Galatasaray'ın üzerine daha fazla saldırdığını, sürekli karamsar ve karalayıcı haberler yaparak Galatasaray taraftarlarının da algılamalarını hep olumsuz yönde bozmaya çalışmalarının üzerinde durup durdum. İşte böyle bir durumda Galatasaray taraftarı akıllı olmalı, böyle bir durumda takımını ve oyuncusunu kollamalı, bu tuzağa düşmemelidir demiştim.

Yoksa dediğim gibi konu Arda'nın yaptığı hatalar değildi. Özellikle son 1 aydır Galatasaray'a dair yapılan yıpratma amaçlı haberler üzerine dikkatli olunması gerektiğiydi. Taraftarlar bu tuzağa basit bir şekilde düştüğü için gerçekten çok üzülüyorum. Transferlerin hemen açıklanmaması bile taraftarın ruh halini hastalıklı bir duruma getirebiliyor. Medya gazı ve karamsarlığı ne kadar körüklerse bilinçli olmayan taraftar daha fazla saldırgan ve zarar verici olabiliyor. Olayım buydu.

Saygılar benden efendim. Tekrar görüşmek dileğimle..

Atilla Çelik dedi ki...

Merhaba Pasamed,

Gün boyu bakamadığım için ancak cevap verebiliyorum. Benim ilgili yazıda özellikle üstünde durduğum konu Arda'nın hataları dışında olan konularla ilgiliydi. Zaten yazıda Arda'nın, Rijkaard'ın da hataları var demiştim. Hatasız insan gerçekten olmuyor. Ama yazıda özellikle üzerinde durduğum konu medyanın olmayan şeyler üzerinden sansasyonel haber yaparak, Galatasaray'ı yıpratmaya çalışması üzerineydi. Medyada müthiş bir FB gücü var. Aynı şekilde eleştirilmiyor takımlar. Misal FB Young Boys'a elendiğinde üzülme canım tarzı bir manşet atılırken, eğer elenen Galatasaray olsaydı yerden yere vurulurdu. Galatasaray üzerine sürekli yıpratıcı haberler üretildi. Özellikle futbolcu kalitesi bağlamında Galatasaray'ın en önemli değerlerinden biri Arda olduğu için Arda'ya çok vuruyorlar. Arda'nın hatasının olmadığı yerlerde bile ısrarla Arda'yı haber ederek Arda üzerinden Galatasaray'ı yıpratmaya çalışıyorlar. Kısacası medyanın takımlara nasıl yaklaştığını ama Galatasaray'ın üzerine daha fazla saldırdığını, sürekli karamsar ve karalayıcı haberler yaparak Galatasaray taraftarlarının da algılamalarını hep olumsuz yönde bozmaya çalışmalarının üzerinde durup durdum. İşte böyle bir durumda Galatasaray taraftarı akıllı olmalı, böyle bir durumda takımını ve oyuncusunu kollamalı, bu tuzağa düşmemelidir demiştim.

Yoksa dediğim gibi konu Arda'nın yaptığı hatalar değildi. Özellikle son 1 aydır Galatasaray'a dair yapılan yıpratma amaçlı haberler üzerine dikkatli olunması gerektiğiydi. Taraftarlar bu tuzağa basit bir şekilde düştüğü için gerçekten çok üzülüyorum. Transferlerin hemen açıklanmaması bile taraftarın ruh halini hastalıklı bir duruma getirebiliyor. Medya gazı ve karamsarlığı ne kadar körüklerse bilinçli olmayan taraftar daha fazla saldırgan ve zarar verici olabiliyor. Olayım buydu.

Saygılar benden efendim. Tekrar görüşmek dileğimle..

LinkWithin

Related Posts with Thumbnails