19 Temmuz 2010 Pazartesi

Galatasaray Ruhunu Şeytana Satmadı


Faust ruhunu şeytana satarken aklından neler geçiyordu? Ne kadar iradeli olup olmadığı tartışma konusu yapılmış mıdır? Faust’un yerinde bir başkası olsaydı nasıl bir karar alırdı?

Bunların cevapları Goethe’nin enfes yazıt tarzının derinliklerine bırakılsın. Biz an itibariyle Faust’un yaptığı yanlışa düşmeyen Galatasaray yönetiminin doğru atılımı nedeniyle mutluluğun tadını çıkarıyoruz. Takımın ruhunu şeytana satmayan ve kendi özünde barındırmaya devam edecek Galatasaray’ın daha güzel, daha ilahî, daha insancıl görünen yüzünü görmeye devam edeceğiz.

Goethe, Faust’un sadece birinci bölümünü oluşturmak için 21 yaşından 57 yaşına kadar uğraşmıştır ama gülen yüzümüzü, mutlu yüzümüzü içimizde barındırmak o kadar zor değildi. Karşılıklı tavizlere ve iyi niyetlere bakıyordu. Bu Galatasaray adına atılan en önemli transfer atılımlarından biridir. Sahada sergilenecek performanstan bağımsız bir durumdur.

Her takımın kendi içinde taşıdığı bir güzellik vardır. O takıma özgü bir ruhu temsil eder. Onu sahada pozisyon alırken izlemek, arkadaşlarına ışık olurken yarattığı beden diline göz atmak, sakin ve akıl dolu hamlelerine şahitlik etmek, yüzündeki ışıltı ve gülen yüzü ile mutlu olmak, saha içinde bir liderin adımlarına refakat etmek o ruhla gerçekleşir. Bu ruh Galatasaraylı Kewell’dan bir başkası değil.

Onu tekrar Sarı Kırmızılı forma altında antrenmanlarda çalışırken görmek inanılmaz güzel olacak. Ali Sami Yen Stadı’nın son demlerinde Sarı Kırmızılı formayı terleten ve TT Arena’da ruhunu yansıtan ilk emekçilerden biri olacak olması Sarı Kırmızı’nın tarihine anlamlı bir çentik atacak. Çünkü bu Kewell, Galatasaraylı Kewell, her şeye rağmen bu güzelliği hak ediyordu.

Her ne kadar bazıları Kewell ne yaptı ki diye saçma sapan tezahürlerle karşımıza çıksa da o bizim sahadaki halimizi temsil etti. Onunla birlikte koştuk, onunla birlikte ön direkte topa kafa vurmak için yükseldik, onun gülen yüzü ile mutlu olduk, sahaya tüm ihtişamını yansıttığı karizmasıyla gurur duyduk, adam gibi adam olduğu için onur duyduk. Bir “futbolcudan” ziyade “adam gibi adam” olan bir insandan bahsediyoruz burada.

Hans Eisler’ın 1952 yılındaki seslendirilmeyen “Johann Faustus” isimli operasında Faust, 1525 yılı civarında gerçekleşen mücadelede çiftçilerin çiğnenen haklarını temsil ediyordu. Bizim Kewell’ımız ise ruhumuzu temsil ediyor.

Ruhumuzu..

Hamburg maçında diz çöküp neredeyse ağlayacak duruma gelen ruhumuzu..

Teşekkürler Galatasaray yönetimine..

7 yorum:

CaptainIrmak dedi ki...

Sevgili Atilla, eline sağlık hislerimize tercüman olmuşsun.

Atilla Çelik dedi ki...

Teşekkürler Sevgili Irmak..

Jordi Metal dedi ki...

CAnım Abim,

Ben bir ara blogumda ilan verir gibi Ali Sami Yen'i yakarız diye senin altını çizdiğin o ruhumuz da satılmasın diyeydi işte. Hatta sende gelecektin stad yakmaya benimle :)

Dreamtime dedi ki...

Adamım benim.Bırakmayacak tabii ki! Umarım şu sezon talihsizlikler yaşanmaz ve kaliteli oyuncularımızın olduğunu sahaya da yansıtabiliriz.

Atilla Çelik dedi ki...

Hakancığım, yönetim yatsın kalksın, stadın bir yıl daha yakılmayacak olmasına dua etsin. :)

Seyhan'ım, umarım aynı sakatlıklar başımızı ağrıtmaz. Umarım her şey yolunda gider. Ama şunu bil ki artık yumuşak takım olmayacak, yıldızlar karması takımı olmayacağız. Savaşçılar takımı olacağız. :)

Dreamtime dedi ki...

Şu Eric'in biraz kendisini dizginlemesi lazım bence.Burda da hırçın oynarsa paso kırmızı kart görmekten oynayamaz :)

Atilla Çelik dedi ki...

Lorik'in toplara (!!!) karşı acıması yoktur!!!

saldafjasdg asfdgsdfh

LinkWithin

Related Posts with Thumbnails