3 Ağustos 2010 Salı

Galatasaray’da Karamsarlık


Hangi gazeteyi, spor programını, TV kanalını açsanız kara bulutlar estirilmektedir Sarı Kırmızı yelenin tepesinde. Olaya genelde pozitif bakan bir insan olsak bile genel tepkiler toplamını dikkate almak gerekiyor. İlginç görünen bir şey varsa, o da en çok eleştirilen takımın Galatasaray olması. Hocasından oyuncularına, yönetiminden iç yapısına kadar. Beşiktaş ya da Fenerbahçe’nin bu kadar yerin dibine sokulmamasının nedenlerini arayınca aslında çok şey buluyoruz. Beşiktaş’ın yaptığı iki isimli transfer tüm kara bulutları kaldırabiliyor. Fenerbahçe’nin kendi içinde sahip olduğu medya gücü bazı eleştiri oklarını Eros tadında kılabiliyor. Ama iş Galatasaray’a gelince her şey karanlıktır.

Galatasaray gerçekten karanlık içinde mi? Daha resmi maçlar tam anlamıyla başlamamışken şimdiden başarısız sayabilir miyiz bir takımı? Durum TV’lerde futboldan bahseden kişilerin dediği gibi çok mu kötü? Rijkaard kötü bir hoca mı? Hatta hoca bile değil, dimi?

Bazılarının cevabını tam anlamıyla veremiyoruz. Bazıları için erken. Bazıları için önsezi demek mümkün. Galatasaray futbol anlamında Beşiktaş ve Fenerbahçe’den asla geri olmadığı halde nedendir bu karanlık?

Çok basit aslında. Çok büyük isimlerin transfer edilmemesi, Haldun Üstünel’in istifaya zorlanması, transferlerin gecikmesi, bir hazırlık maçında Fenerbahçe’ye kaybetmek ve nihayetinde OFK Belgrad’a puan kaybetmek derken şimdiden kelleler almak üzere kılıçlar bilenmiş durumda. İlgili karamsarlık hali bazı iyi Galatasaraylılarca ve bloglarca da ifade edilince insanın morali bozuluyor. Durum bu kadar vahim mi diye sorguluyor insan.

Ama bildiğim bir gerçek var. Ben çok uzun zamandır TV izlemiyorum. Özellikle TV’deki spor programlarını hiç takip etmem. Daha iki cümle kurmaktan aciz bazı müsveddelerin konuşmalarını dinlemekle zaman kaybedemem. Geçenlerde DVD oynatıcımda bir filmi izlemiştim ve yatma hazırlığı yapıyordum. Yatmadan TV’ye bakayım dedim. Şansıma birkaç spor programı gördüm. Biraz kulak kabartayım dedim. Eleştirinin biri bin para. Öyle söylemler ve eleştiriler var ki, akıl alır gibi değil. Bir kendi düşüncelerime, futbolu adam gibi bilen kişiliklerin futbola dair görüşlerine odaklandım; bir de o zatların yorumlarına. İnanılmaz keskin farklılıklar var. Futbola bizler gibi bakmıyorlar. Öyle basit ve kalıpçı düşünceleri var ki. Tıpkı faşistler gibi..

İşte o zaman karar verdim. Bu tarz bir medya gücüyle çevrelenmiş insanoğlundan nasıl bir reaksiyon bekleyebiliriz ki? Toplumu galeyana getiren, onları karamsarlıkla dolduran, eğer ortada hala oturmayan bir şey varsa bunu net olarak anlatmayıp direkt 'kovun yahu, başarılı olamaz' diye hedef gösteren o zatlar. Bu zatları sürekli dinleyen, her gün dinleyen futbol muallimi olsa bile bir noktadan sonra hipnotize olur ve her şey hakkında kötü düşünmeye başlar. On ses karamsar düşünürse diğer doksan kişi o kadar önemsemez. Ama elli, altmış ses karamsar düşünmeye başlarsa geri alan kırk, elli kişi de karamsar düşünmeye başlar.

Galatasaray’ın iki yıldır sportif anlamda başarısız olduğunu biliyoruz. Kendine has dinamiklere sahip bir kulüp olduğunu da biliyoruz. Son iki yıldır gerçekleşen olayları üst üste koyduğumuzda yeni bir futbol sistemine geçiş yapmak isteyen, bunu yapmak isterken teknik anlamdan ziyade yönetimsel anlamda bazı bocalayışlar yaşayan, futbolu iyi yönetemeyen zatlarla çalkantılar yaşayan, en önemli adamlarını sürekli sakatlığa kurban veren, iki yıldır sakatlıklar yüzünden yansıtmak istediği sistemi yansıtabilmek için asıl isimlerini bir türlü verimli bir şekilde kullanamayan bir takımdan bahsediyoruz. Rijkaard’ın bir çok önemli isimden uzun süre yararlanamayıp eldeki görece daha az değerli adamlardan mükemmel başarılara ulaşmasını bekleyen zihniyetler kendi düşünce kalıplarınca her daim haklıdırlar. Çünkü onların düşünce kalıpları kesinlikle kıldan nem kapan bir zihniyet. Eğer sürekli kötüye, olumsuzluğa alıştırırsanız kendinizi, bir adama takarsanız, o kişi ne derse desin hep olumsuz anlamda algılamaya devam eder ve asıl anlatmak istediği şeyi görmezden gelip topluma hedef gösterirsiniz o kişiyi.

Rijkaard’ın “2-0 öndeyken oyuncularımız taç atmaya koşarak gidiyordu” lafını evirip çevirip demediklerini bırakmıyorlar. Madem Rijkaard anti-futbol adamıysa neden böyle bir laf ediyor, hani güzel futbolun yanındaydı diyorlar. İşte neresinden anlamak istiyorsa orasından anlayan kişilerle, Rijkaard’ın orada daha ne demek istediğini algılayamayacak kapasitelerle çevrelenmiş durumdayız.

Rijkaard’ın orada kastettiği şey çok açık ve netti. Türk futbolcuları maalesef kontrol futbolunu bilmiyor. Yapılarında sabır denen bir olgu yok. Türk takımları ve oyuncuları bir türlü kontrollü ve sabırlı oynayamamaları ile tanınırlar. Çok rahat bir şekilde öne geçip berabere kaldığımız yada kaybettiğimiz çok maç oldu. Son iki yıldır Galatasaray bunu hep yaşadı. Gerek ligde, gerekse Avrupa’da. Rijkaard’ın orada kastettiği asıl olgu, öne geçtikten sonra takımın daha fazla sabırlı, daha kontrollü oynayıp daha fazla pas yaparak topu kendi elinde tutmasını istemesidir. Nasıl olsa öndesiniz. Top sizde daha çok kalırsa bu sizin avantajınızadır. Kontrolü elinize almışsınızdır. Bu geriye yaslanacağınız anlamına gelmiyor. Yine hücumu düşüneceksinizdir ama daha kontrollü ve rahat olarak. İşte yerliler bunu başaramıyorlar. Bu mental bir soruna işaret ediyor. Kafa yapısı bu. Bu kafa yapısını bir anda değiştiremiyorsunuz. Heyecanlı ve kanı deli akan birine ne kadar sakin olması gerektiğini söylerseniz söyleyin, onu yeşil zemine tekrar bırakıp olumsuz şartlar oluştuğunda o adam yine heyecan yapacaktır.

Bunun gibi düşünceleri algılayamayan dimağlara ne denebilir ki Allah aşkına?

Takım içinde bazı sorunların olduğu şu an için bir gerçek. İdeal 11 oyuncuları hala bir araya gelemediler. Birkaç maçı birlikte çıkaramadılar. Gerekli bazı transferler hala yapılmış değil. Yönetim içindeki bazı sıkıntıları da boca ederek Galatasaray ve Rijkaard’ın başarısız olacağını sürekli deklare edip durmak yine de çok can sıkıcı. Çünkü doğmamış çocuğa don biçme durumu var ki futbolun bize ne zaman ne getireceğini bilemeyiz.

Ben hala Galatasaray’ın diğer rakiplerinin gerisinde olduğuna inanmıyorum. 2-2 berabere kaldığı maçta, yerlileriyle ilk yarı belli bir ışık vermişti aslında. Bir çuval golü de kaçırmıştı. Turun geçilememesi halinde neler olur düşünmek bile istemiyorum. Elenmeyi aklımıza getirmeyi bile düşünmüyoruz. Sadece görece zayıf rakibe elenip Avrupa’dan olmaktan değil, bir de onca baskıya, eleştiriye ve saldırıya dağ olsa dayanamayacağından..

17 yorum:

Code-444 dedi ki...

...Uzun olduğu için göndermekte kararsız kaldığım bu yazı -yazı??- için kararı Yüce Blog Başkanı'nın kararına bırakıyorum, arz ederim... -Ya ne olacağdı??-


Futbolu bırakmış; tabiri caizse ''eskiden futbolculuk yapmış'' olup; yorumculuktan astronomik paralar kaldırmış, saygıdeğer(!) futbol adamlarımızın; ''eleştiri'' adı altında;

-ki kendileri, Avrupa'nın önemli liglerinde almadık kupa, tatmadık şampiyonluk bırakmamışlardır. İstisnasız hepsi, futbolda birer dünya markasıdır-

futbolcuları, teknik direktörleri, kulüpleri acımasızca eleştirdiği bir dönemde yaşıyoruz. Kaliteli denilen kuruluşların bile saçma sapan ''malzeme avcılığı'' yaptığı devirde bunlar olur, olmaya da devam edecektir. Bu furya bitecek gibi görünmemektedir zira.


Biz taraftarlar olarak yer yer duygusallaşarak, objektiflikten uzaklaşabiliriz ki; taraftar olmak da zaten böyle bir şeydir. Ama Galatasaray, Beşiktaş, Fenerbahçe, Darıca Gençlerbirliği Spor taraftarı olup da; tarafsızlıktan son derece uzak, ''antin kuntin'' yorumlar işitmek birçok futbolseveri oldukça rahatsız etmektedir. İşini doğru düzgün yapanların sayısının odukça az olduğu güzel memleketimizde;
takımı ve taraftarları için sembol olmuş sporcular objektif yotumlarda bulunmakta çok zorluk çekmektedir, İsim falan yazmaya da gerek yoktur, bu kişiler kendini gayet iyi bilen; ''kendini bilmezler''dir. Bir iki örnek gani gani yeterli olacaktır.


-...Şu Avustralyalı oyuncu, neydi adı Güntekin ??...


-...Cana gibi 50 tane oyuncu bulurum ben TSL'den. Sunderland küme düşmüştü di mi Güntekin ??...


-...Baros Nonda'nın yedeği olur ancak şu saatten sonra, Guiza bu ligde 50 tane atar GÜntekin...
----------------------------------

-Fener takımı çok zorlandı Yong Boyz karşısında...Skoç dışında bi tane oynayan adam yok...


-Mesut Özil bu turnuvaya kafaca ve fizik olarak hazır gelmemiş-


(Durdum burada: E iyi tamam da, Sen her sezon öncesi kampına minimum 6 kilo alarak gelip; sezon sonuna doğru anca o kiloları vermiş oluyodun be abi. Ertesi yıl yine aynı terane. Şehir efsanesi de bi yeteneğin vardı Allah için.


-Şöyleki: ...Olum o adam Arda'dan falan çok daha yetenekli, işte kilo aldı, at yarışı falan oynarmış küçükken bu heh heh, yoksa çok yetenekli. Hem zaten Arda ahlaksızın teki olm, Messi ile kıyaslıyolar bi de te Allaam. Sevgilisine sinema kapatmış bi de. Sen kimsin ulan?? Tabi o yaştaki adama o kadar para verirsen...-


-Yaş odun almaya gidildiği için monoloğun devamı duyulmaz-.
----------------------------------

-Aferin lan yardımcı hakem!!-


-kendisine ''hadi lan'' diyen Ayhan Akman'a hakemin kart göstermemesi üzerine-


-...Dur, geri al oynat, olmadı çok gittin...

-5 dakika sonra-

-...Dur!! Ya işte benim hakemim göremiyor, sorumluluğunu doğru kullanamıyor, bak!!, el var işte bunu nası göremez bi hakem, bi önceki pozisyonda ofsaytı da kaçırmıştı. Kimse bana laf anlatmasın abi ben dersime iyi çalıştım ...


-...Buna faul mu çalınır Sevgili Şansal ?? Beyaz formalı oyuncu faulden kaçmamış...

-Bunları söylerken mütemadiyen salllanmaktadır-


E YUH ARTIK, YETER ARTIK !?!?

Atilla Çelik dedi ki...

Doğru söze ne denir ki? :)

Daha onlarca kanal ve spor programı var. Onlarınki daha da komedi.

Just Frank dedi ki...

Merhaba.

Bir önceki yazınız üzerine sormuştm bu kontrol futbolu ile ilgili FR'nin maç sonu yorumlarını size ve siz de benimle hemfikir olduğunuzu belirtmiştiniz aynı bu yazınızda belirttiğiniz gibi. Öncelikle cevabınız için teşekkürler.

Şimdi belirtmek istediğim ise FR'nin, bu yorumlar nedeniyle kendisini anti-futbol adamı olarak yorumlayanlara kulağını tıkamış olduğu. Bu durum beni çok sevindirdi. Kulak tıkadığını ise şöyle öğrendim.

GSTV'de haberleri izliyorum ve FR'nin OFK maçı sonrası bu yorumlarını dünkü idmanda uygulamaya koyduğu yönünde haber bandı verildi. FR, antrenmanda gol atarak takımını öne geçiren futbolcularının uzun sevinç yaşaması gerektiğini vurgulyor ve uygulattırıyor (bizzat Kewell ve Arda uyguladı bunu), bol pas yaptırıyor vs..Ama Arda bir pozisyonda işi abartarak kendini yere bırakıyor ve bacağına kramp girme numarası yapıyor ve bu esnada FR de maç bitiriyor ve önde olan takım maçı kazanıyor :)

Bunlar ne olursa olsun güzel şeyler, futbola ve futbolcunun düşünce yapısına yönelik değişimlerle de uğraşması gerekiyor FR'nin, bu yüzden ayrıca saygı duyulası ve sabredilmesi gereken bir insan..Ama bu sabrı gösterebilecek miyiz merak ediyorum, hele ki işler biraz daha sarpa sararsa..
Selamlar...

Atilla Çelik dedi ki...

@Just Frank, antrenman anekdotun için çok teşekkür ediyorum. Okuduğumda aklıma direkt Arda'nın o hınzır hali geldi ve gülümsemeye başladım. :)

Rijkaard gibi isimlerin futbol bilinçleri gerçekten çok farklıdır. İdealist adamların ülkemizde tutunabilme ihtimali pek yok. Uzun süre sabretmekle birlikte istediği şeyleri eksiksiz yapabilmeniz ile de ilintili her şey. Ama ben şahsen Rijkaard'a sabır göstereceğini sanmıyorum yönetimin. Eğer başarısız bir gidişat olursa Rijkaard'ı yarı yolda kovmalarından korkarım. Umarım böyle bir şeye gerek kalmaz.

Oğuzcan dedi ki...

Atilla Bey selamlar.

Yazınıza yorum yapmak için gelmiştim buraya lakin Just Frank'ın yazdığını görünce inanılmaz derecede mutlu oldum ve şaşırdım.İşini inanılmaz derecede ciddiye alan bir hocaya sahip olduğumuzu bilmek ve görmek beni gelecek adına inanılmaz umutlandırıyor.

Hocamıza saygım,sevgim ve güvenim bir kat daha arttı.

Sevgilerimle

Atilla Çelik dedi ki...

Merhaba Oğuzcan Bey,

Rijkaard aslında futboldan çok iyi çakar çakmasına ama ülkemize gelen her önemli isme reva görülen tavırlardan dolayı bir dolu dayak yemeden yollanmadıkları kalır. Tüm dünyada futbolu bir tek bizler biliriz, onlar bilemez. Genel tavırlar bile bir çok şeyi anlamak için yeterli sebeplerdir. O yüzden bazen kulakları kapalı tutmak daha önemli.

Code-444 dedi ki...

Ya başarılı olup nihayet takdir toplayacak Rijkaard ya da Avrupa'da bi kulübe gidip orta konuşturacak yeteneklerini ve zekasını. Ona kulüp mü yok?? Biz de havamızı alırız bi müddet daha.

Tek arzum şu: futbol ulemalarından geçilmeyen ülkemde, biri şu düzeni yıksın artık. Kulüplerin bir vizyonu olsun. Eğer bu olursa yolumuz açık, olmazsa; İtalya,İspanya, İngiltere, Almanya, Fransa hatta Portekiz ve Hollanda takımları arasına girip başarılı olmak pek de mümkün gözükmüyor.

Code-444 dedi ki...

Rosicky ismi geçiyor şimdi de ??

Atilla Çelik dedi ki...

Ne yalan söyleyeyim, benim duyduğum isimler Tottenham'dan Jermaine Jenas, Lille'den Emerson ve Lyon'dan Ederson'du. Sonrasında Baros'un durumu sakata binince sol bekten vazgeçildi. Jenas kasığından sakatlandı. Hal böyle olunca Ledesma ve Rosicky'e yöneldiler. Büyük ihtimalle açıklanırlar da.

Bir de ek olarak kiralık olarak Jozy Altidore ismi olabilir.

Code-444 dedi ki...

Abi be duyduğun isimler iyiymiş hani:) Sağlık olsun. Altidore TS'de diyorlar. Çok bildiğim bi oyuncu değil. Emerson ve Ederson epey kalibreli topçular kimsenin itirazı yoktur sanırım buna. Batdal iyi bence; Kewell da var. Çok önemli bi bölge tabi. Batdal'a ne kadar güvenilir bilemiyoruz ben tarzını seviyorum diebilirim. Yalnız Cimbom'un ağırlığını ne kadar kaldırabilir zaman gösterecek. Ben ısrarla stoper diyorum bi tane ya neyse.

Rosicky-Ledesma; ScoutGS kaynaklıymıiş zaten. O zaman kesin olur. Bence yararlı olur ikisi de. Rosicky; adı sayesinde daha ön plana atıldı doğal olarak. Sakatlanmadığı takdirde yetenekleri malum. Ledesma süpriz oldu benim için. Geleceği çok parlak ve sakatlık nedir bilmiyor.

-DEDİĞİME PİŞMAN OLMAM UMARIM GS LA BURA:)) DİLİM KOPSUN BİŞİ OLURSA!!!-

Bizi tercihi şaşırtıcı. Tamam Pino'da çok yetenekli ama sakatlıktan çıktıktan sonra oldukça makul bir fiyata alınmıştı.

Hayırlı olması dileğiyle...

Atilla Çelik dedi ki...

Sadece şunu söyleyeyim:

------------Cana---------

----Ledesma--------------

--------------Rosicky----

Pino ---Baros----Arda---

Yedekler: Kewell, Altidore, Serdar Özkan, Batdal falan. :)

Başka söze gerek var mı?

:)))

Code-444 dedi ki...

Gerçekten kağıt üstünde epey güçlü oluyo Cimbom. Şöyle bi şeyler de duyuyorum: Eğer elenirsek bu transferler olmayacak falan diye. Ne derece doğru bilinmez...

Geç şu turu be Cimbom. Güzel günler gelecek. Türk Telekom Arena'da; gerçekten derinlikli bi kadroyla kükre eskisi gibi...

Aslanlı ile Mercan arasında kalmıştım. İkisinin de siparişini vedim gitti ulan !!! Hem zaten Neill formam olsun diyip duruyodum ne zamandır. Yine bi sen varsın...

Atilla Çelik dedi ki...

O konu hakkında bir bilgim yok ama pek ilgisi olacağını da sanmıyorum şahsen.

Oğuzcan dedi ki...

Atilla abi selamlar,

Ben genelde resmi siteden açıklanmayan transferlere pek itibar etmem ama bu ScoutGs nin haberleri hep tutuyor.Özellikle Cana ve Pino yu ben 2 hafta önceden duymuştum ve gelmeleri ne yalan söyleyeyim sürpriz oldu.

Şimdi de Ledesma ve Rosicky hakkında çok net konuşuyorlar.Ama kulübe yakın kişiler,bu transferlerin turu geçmeye bağlı olabileceğibi belirtiyorlar.Bu yüzden yarın ki Belgrad maçının önemi bir kat daha arttı umarım başımıza bir kaza gelmez orada.

Abi bir de son bir bilgi aktarayım.Ledesma'yı hiç izlemedim.En azından sadece Ledesma odaklı Lazio maçı izlemedim.Yıllardır İtalya Ligi'ni takip edenlerden edindiğim bilgi bu adamın,Gerrard'ın bir gömlek altında bir oyuncu olduğu yönünde. Ayrıca Lisandro Lopez gibi bir hücum hırsına ,gattuso gibide bir savunma azmine sahipmiş. Tüm bu veriler birleşince Ledesma'nın aradığımız oyuncu olabileceğini düşünüyorum ve umarım bu transfer gerçekleşir.

Sevgilerimle

Atilla Çelik dedi ki...

Sevgili Oğuzcan,

O halde umarım yarın turu geçeriz. Zaten sırf bu transferler için turu geçmeye gerek yok. Kendimiz ve itibarımız için turu geçmek şart. Ne idüğü belirsiz bir takıma elenmenin getireceği ruh halini geçtim, gelecek onca eleştiriye göğüs gerebilmek imkansıza yakın olacak. Sonuçta turu geçemediysen diyecek bir şeyin olmayacak.

Ledesma'yı ben de uzun uzun izlemiş değilim ama bildiğim kadarıyla güçlü ve orta sahayı değiştirecek savaşçı bir adam. Özellikle uzak mesafelerden çok etkili şutları var ki bu uzun zamandır özlediğimiz bir eksikliğimizdi. Eğer turu geçersek ve bu oyuncular en yakın zamanda bize katılıp bir de uyum sorununu hallederlerse, bu takım geçen sezonki halinin 2-3 kat ötesine gider.

Code-444 dedi ki...

İçimde belli belirsiz bi korku var. Transfer falan yok gözümde. Beni bilen bilir -peh peh, laflara gel- Cimbom şu kadroyla da devam etse gene maçlarımı izlerim, desteğimi sürdürürüm. Formamı alırım. Hoş bu sene güzel kadronun da hatırına iki tane alıyorum, olsun o kadar.

Fenerbahçeli kardeşlerimle de tartışırım kıyasıya, takımıma laf ettirmem.

-ki kendileri bazen konu GS olunca damara basa cinsten oluyor. Tıpkı konu FB olunca diş bileyen Cimbomlu kardeşlerim gibi-

Yeri gelir Ayhan'ı da, Sarp'ı da savunurum. Gözlerim körleşiverir konu GS olunca. Eh ne yapalım hepimizin bazı zaafları var :)

Gelenler gidenler değil, bize sen lazımsın. Bu tür yenilgiler, elenmeler her zaman olabilir bu da Cimbom'un değerini zerre azaltmaz...

...Öyle öyle olmasına da; işte çok da zarar verir, kimilerinin eline koz verir.

Herkes akbaba gibi bekliyor. Buna kendi taraftarımız da dahil. Şu transferler biraz geç açıklansın, hele hele yapılmasın of ki ne of!!

Medya desen GS'ye adeta diş biliyor. Taraftar olarak FB ne kadar az seviliyorsa;

-kendi taraftarlarınca değil tabi-

GS'de medyada o kadar az seviliyor. FB ve BJK'nin haberlerinden geçilmezken, GS çok daha az yer buluyor. Sağolsun kendi taraftarlarımız da çok güzel yanında oluyor takımlarının(!)

Herşey güzel olmaya yakınken, umut dolu yıllar seni beklerken kaza kurşunu yemesin istiyorum.

-Ulan sanki Barcelona ile oynucaz arkadaş, ama skor da riskli bi yandan-

Atilla Çelik dedi ki...

Ne yalan söyleyeyim. İçimde kötü bir his yok. Sanki rahat bir şekilde alabilecekmişiz gibi bir his oturdu içime. Umarım öyle olacaktır.

Bu arada duyduğum kadarıyla Ledesma ve Rosicky'nin imza muhabbetinin turu geçip geçmemekle bir alakası yokmuş. İş zaten bitmiş deniyor.

LinkWithin

Related Posts with Thumbnails