20 Nisan 2010 Salı

Taşşaklı İmam - Yaşadığım Gerçek Bir Cin Kovma Hikayesi

Üniversite 1.sınıftayız. Karadeniz Teknik Üniversitesi. Yıl 1995. 1. vizeler başlamış. Geç saatlere kadar çalışıyoruz. Saat gece 2 olmuş. Çalışmaktan sıkılmışız. Mutfakta toplandık ve ne yapsak dedik. O sırada evde beş kişiyiz. Ümit isimli arkadaşım cin çağıralım dedi. Kuzenim Ercan ile birbirimize baktık ve deli gibi gülmeye başladık. “Cin çağırma diye bir şey gerçekten de var mı” dedik. O da inanırsanız olur diyor. Ben de kuzenimle geyiğine yapalım diyoruz. Yuvarlak masayı holun ortasına çekiyoruz. Ufak kağıtlara harfleri ve sayıları yazıyoruz, kesiyoruz ve masanın üzerine düzgünce yerleştiriyoruz. Sonra bir kolonya kapağı alıyoruz ve içine dua okuyoruz.

Masaya 4 kişi oturmuşuz. Diğer eleman da ayakta yanımızda duruyor, ışıkları kapamışız ve o da mum tutuyor. Ümit “ey cin geldiysen, kapağa hareket ver” diyor. Biz Ercan ile gülmemek için kızarıp bozarmışız, patlayacağız. Sonra sorular sormaya başlanıyor ve kapak resmen hareket ediyor. Ama biz hala işin geyiğindeyiz. Sanıyoruz ki kapağa birileri yön veriyor.

Ümit diyor ki cine, nereden geldin? Kapak “SCOTCH” kelimesini oluşturan harflere gidiyor. Hıyar cine bak. Başka gelecek yer bulamamış, taaa İskoçya’dan Trabzon’a gelmiş. Aslında eteğinin altından bir bakmak lazımdı, kız mı erkek miydi diye. Adın ne diyoruz. “Tröstingverkante” diyor. Hala aklımda kalmış bu. Kimlerden nefret ediyorsun diyoruz. Müslümanlardan yazıyor. Şu an kimler senden korkmuyor diyoruz, Ercan ve Atilla harflerine gidiyor. Biz burada ha patladık ha patlayacağız. Midemiz gülmemek için kendimizi sıktığımız için patlamak üzere. Kimler korkuyor diyoruz, diğer hepiniz diyor. Aramızda en çok kimi beğendin diyoruz. Ercan diyor. Ben de atlıyorum : “Hadi oradan ibne cin, sen ne anlarsın tipten mipten, zevkine koyıyım senin” diyorum. Kuzen bayağı bir kopuyor. Cinde dişilik özellikleri var!

Ümit artık herkes içinden bir soru sorsun diyor. Ercan ben soracağım diyor. Biz hala işin gırgırındayız. Kuzen içinden birşey soruyor, tabi ne sordu bilmiyoruz o sırada. Ve kapak bazı harflere gidiyor, ben diken diken oluyorum, kuzenim de mosmor oluyor. Ve ben onun ne sorduğunu anlamıştım. Bu sorunun cevabını sadece ben biliyordum. Ben kapağa asla hareket vermiyordum, Ercan da iğrenç olmuş suratıyla sen mi yön verdin diyor. Ulan diyorum daha ne sorduğunu bilmiyorum, soruyu içinden sordun nasıl ben yön vereceğim. Sadece sen ve ben biliyoruz bu sorunun cevabını. Diğerleri hiç bilemezdi.

Kuzenin ilk sorduğu soruya kapağın gittiği harfler şunlardı : K,A,M,U,C ve tam C harfine geldiğinde ben kopmuş bir haldeydim, kuzenim daha kötüydü ve hemen dur demişti, kapak da ortaya gelmişti. Ben soruyu anlamıştım .Kuzen ben kimden hoşlanıyorum diye sormuştu ve cevap da KAMUCAN idi. İkinci bir soru soruyor ve yine koma oluyoruz. Kapak bu sefer Z,İ,V,E harflerine gitti daha devam edecekti ki kuzen yine dur diyor. İkinci soru da Kamucan nerede oturuyor sorusuydu ve cevap ZİVERBEY idi. Bırakalım bu olayı diyoruz ve sözde Ümit cini kovuyor!!

Babayı Kovarsın!

Hani bir efsane vardır, gelen bir cin, kolay kolay kovulmaz. Sonra Ercan benimle konuşuyor. Oğlum ben çok kötü oldum, kapağa asla yön vermedim diyor. Zaten vermem de imkansızdı, harfler benim çok tersimde kalıyordu diyor.Yoksa sen kafandan sallayarak kapağa yön verdin de bir rastlantı icabı tam sorunun cevabına mı denk geldi diyor. Ben de olum şaka yapma işte. Sen yön vermişsindir diyorum. Ercan kopuyor, oğlum saçmalama, ben böyle bir şey yapsam senden niye gizliyim, yemin ederim ki ben bir şey yapmadım. Ben cin çağırma olayına, cinin gelmesi olayına asla inanmadım ama bugün resmen inanmak zorunda kalıyorum galiba diyor. Ben de iyice yamuluyorum tabi. Biz olayın şokundayız ve hala atlatamamışız. Sonra yatıyoruz. Aradan 45 dakika kadar zaman geçiyor ki, ben derin uykudayken ve işitme açısından hafif hasarlı kulağımla inanılmaz bir çığlık duyuyorum.

Çığlık sesi Ümit’in odasından gelmişti. Ümit bir arkadaşla beraberdi o odada. Bir dalıyoruz hemen odasına. Işığı açıyoruz. O da ne? Ümit yatağının üzerinde dizlerini kollarıyla kavramış, diz kapakları yüzüne bitişik, top gibi büzülmüş. İleri geri sallanıyor ve titriyordu. O kadar solmuştu ki yüzü, bembeyaz bir suratı vardı. Dişleri birbirine vuruyor, dudakları titriyordu. Konuşamıyordu. Ne oldu diyorduk cevap yoktu. Sonra bunu yatağına uzattık ve masaj yapmaya, vücudunu ovmaya başladık sakinleşsin, kendine gelsin diye. Ümit 15 dakika sonra konuşabilir hale gelmişti. Ve olay şu olmuş:

Ümit uyurken uykusu kaçar gibi olmuş ve sağa sola dönmeye başlamış. Ve yüzünü duvar tarafına doğru çevirmiş. Duvarda bir şey dikkatini çekmiş. Bir silüet belirmiş duvar üzerinde. Sonra bu silüet duvar üzerinde kabarmaya başlamış. Bir yüz sureti oluşmuş, böyle tombul bir surat, bayağı çirkin, sonra gözler ortaya çıkmış ve kırmızı bir hal almış gözler. Sonra duvardaki bu kabartı bir anda duvar dışına sıçramış, birden boy atmış ve Ümit’in üzerine gelmiş. O esnada da zaten o çığlıkları duymuştuk. Ve o çığlığı anlatamam. Nasıl bir çığlıktı o öyle, hem de sabaha doğru 5’te. Öyle bir sesi hayatım boyunca duymadım, resmen tam bir korku akıyordu o seste. Derin uykudayken, o saatte öyle bir çığlığı duymuş olmak bizi şoke etmeye yetmişti.

Bizim felaket huzurumuz kaçmıştı, tırsma durumu da buna eklenmişti. En büyük odaya herkes yatağının süngerlerini attı ve birkaç zaman böyle yapışık kardeşler gibi aynı odada uyuduk.

O olaydan bir gün sonra Ümit’e bir haller olmuştu. Namaz kılmayan herif, cin korkusundan, onun uzaklaşması için namaz kılacaktı. Güsl alacaktı ama korkuyordu banyoya girmeye. Çünkü cinler banyoda çok olurmuş. Herif resmen banyoya giremiyordu. Ümit banyo olacağı sırada hepimiz banyonun kapısının önüne sandalyelerimizi çektik ve banyo kapısını hafif aralık bıraktık. Kendini böyle güvende hissetmişti Ümit. Ve kim bilir hayatının en mükemmel güsl abdestini almıştı. (Dötü de fena değildi hani, ama Van Damme kıçı gibi değildi, Van Damme’ınki süper! ehehe)

Banyodan sonra Ümit bir namaz kıldı sormayın. Bitmek bilmedi. Biz de o sırada mutfaktayız ve oturuyoruz. Ümit geldi ve biz de “ooooooo, Allah kabul etsin” dedik. Baktık o da ne? Elinde kitaplar var. Dua kitapları. Nedir bu ya dedik. Burada cin süresi var dedi. Her bir odaya okunması gerekiyormuş. Ama duayı görseniz nasıl bir şey. Böyle karınca yazısıyla yazılmış koskoca sayfa. Bir kere okumak dakikaları alırdı. Ama bir sorun vardı. Kim okuyacaktı!

Kuzenim allahsız gibi bir adamdı. O asla okumazdı. Ben de umursamazdım. Ümit zaten korkudan yamulmuştu. Ve bana kafayı takmıştı. İlla ben okuyacaktım. Olay resmen filmlerdeki gibi tam bir cin kovma, exorcist muhabbetine dönmüştü.

Ulan dedim aldık başa belayı. Sırf Ümit kendisini iyi hissetsin diye işe koyulmaya karar verdim. Ver şu kitabı dedim.Yetmedi birkaç uzun dua da okunacaktı. İşim allahlıktı(!) yani.

Aldım kitabı ama ben içten içten nasıl gülüyorum. Adamın psikolojisi gitmiş! Tam mutfak kapısından çıkacağım sırada Ümit’e döndüm. Oğlum dedim, insan bari bir cüppe falan verirdi, böylesi makbul mudur len, caiz midir, bari şu cannibal corpse tişörtümü çıkarayım da daha sevap olsun, yeşil takke olsa ne güzel olurdu dedim.

İmam Olurkene Çıkartılmak Zorunda Kalınan Tişört

Ve ona bakmadan, gülmemek için hemen kapıdan çıktım. Onlar mutfakta oturacaktı ve ben de işimi yapacaktım. Hiç unutmuyorum, her odaya girdim çıktım, böyle elimde bir kitap, büyük ve erdemli bir adammışım gibi, çok saygın bir iş yapıyormuşum gibi tavırlarla duaları okuyorum. İçimden de gülüyorum, neydi ne oldu diye...

Okuma işim, abartmıyorum tam 50 dakika sürdü.

Mutfağa doğru yürüdüm. Kapı kapalıydı, hafif aralık vardı. Ben gözlüğümü saçıma tokalık gibi çektim, erdemli ve karizma bir tavır takındım ve kapıyı tekmeledim. Arkadaşlarım konuşmalarını kestiler. Bir suskunluk anı oldu (yabancı bir kovboyun bara giriş repliğini hayal edin) ve bakışları bana döndü.

Ne diyeceğimi bekliyorlar.

Hiç birşey sormuyorlar.

Ben baktım onlara. Sol kolumun altında dua kitapları, sağ kolumun yumruğunu sıktım, V harfi şeklinde tutup kolumla onlara doğru bir hamle yaparak davudi ve şuh bir sesle (Cin dişi özellikliydi ya güya!) çığırdım:

“CİNİN AMINI PATLATTIM!”

Arkadaşların hepsi deliler gibi gülmeye başladı. Ümit bile. Ama nasıl gülüyorlar. Kimisi duvara tutunuyor düşmemek için, kimisi sandalyeden yere yuvarlanmış yerde debelenerek gülüyor. Ben de kopmuştum tabi. 3-4 dakika durmadan gülmüştük. Kendimize geldiğimizde gözlerimizden yaş akıyordu, zoraki nefes alıp veriyorduk, gülmekten havasız kalmıştık.

Bu olaydan sonra arkadaşlar bana bir lakap daha takmışlardı :

“TAŞŞAKLI İMAM...”

9 yorum:

Adsız dedi ki...

abicim bu cin muhabbetinde ciddi misin yau..? ben de hiç inanmam böyle seylere.. yazdıklarını okuyunca biraz tırstım..

Jesus dedi ki...

harika bir anı olmus Atilla abi...Yine döktürmüşsün:D

JANiTSCHAR dedi ki...

Komikmiş hakketten !
Çok güldüm...

Adem Kenan dedi ki...

Bravo hocam süperdi, epey bi güldüm sayende:)
Devamını bekleriz böyle güzel anıların:)

Atilla Çelik dedi ki...

@Yunus,

Gerçekte bu tür cin çağırma muhabbetlerine ben de hiç inanmam. Sonuçta birebir şahit kalmadım cinin tekiyle. Kuzenimin anlattıkları ve Ümit'in reaksiyonları dışında kesin böyle bir şey var diyebilecek durumda da değilim. Aradan 15 yıl geçti ve aklıma geldikçe bu olay hala da sorgularım. Acaba kafalamaya mı çalıştılar bizi diye ama bilemiyorum gerçekten.

Yaşanan olay aynen böyleydi. Abarttığım bir yönü de olmadı. Üniversite yaşamımda çok komik ve manyakça olaylar olunca :)

LLuvia dedi ki...

Attillacım ben korktum ya keşke yazını yazarken C.İ.N. yazsaydın :( Biliyorsun televizyonlarda bile adı geçmiyor üç harfliler falan deniyor :p Olayı andın şimdi tekrarlanmasın? Sen hiç mi korkmuyorsun taşşaklı imam? :)) Bak düşünerek yanıtla lütfen iyiliğin için :p

Atilla Çelik dedi ki...

@LLuvia,

Neden korkayım ki? Korkmuyorum o tür şeylerden. Ben bir insan olarak ondan daha üstün bir varlığım. Asıl o korksun benden. Ümit'in o çığlığı olmasa korkacağımız da yoktu. O çığlık bizi bizden aldı. :)

Sana NILE'dan The Howling of the Jinn yollarım. :)

LLuvia dedi ki...

koptum Evet ya NILE daha korkunç :P dinledim bu arada parçayı hemen youtubedan :) Cin gelirse bu şarkıyı açıp korkutup kaçırmayı planlıyorum :P Sevgiler

Atilla Çelik dedi ki...

İçimdeki NILE aşkıyla nice cinlerin ...... patlatırım. :)))

LinkWithin

Related Posts with Thumbnails