2 Eylül 2009 Çarşamba

Galatasaraylı Kewell...


Hayatım boyunca bir çok futbolcuya hayran olmuşumdur. Ama hayran olduğum o oyunculara inanılmaz bir aidiyet duygusu ile bağlı olduklarım sınırlı olmuştur. Bu anlamda ilk göz ağrım Cevad Prekazi'ydi. O zamandan bu zamana çok futbolcular gelip geçti, ayrı yere koyduğum oyuncular da oldu ama neden bilmem, Kewell'a duyduğum aidiyet duygum ve ona olan düşüncelerim Hagi'den bile üst düzeyde olmuştur. Hagi'den bile daha fazla sevdiğimi ve kabullendiğimi söyleyebilirim Kewell'ı. Belki de Kewell Hagi'ye nazaran çok efendi ve centilmen olduğu içindir.

Kewell'ın duruşundan bile etkileniyor insan. Hani bir insan silüeti vardır, incelersin, mimiklerine ve tavırlarına bakarsın. Öyle insanlar vardır ki, konuşmasına bile gerek yoktur. Vücut dili ve yaptıkları herşeyi anlatıyordur. Kewell böyle bir oyuncu. Kariyerini neredeyse tamamen soğuk ve kibirli İngiltere'de geçirip, sanki hiç orada yaşamamış ve o duygulardan hiçbir şey almamış gibi apayrı bir insan karakteriyle karşımızda durması, Galatasaray'ı sahiplenmesi, fiziksel sorunlarına rağmen yüreğiyle oynaması, sınırlarını zorlamaya çalışması aldığı parayı sonuna kadar hak etmeye çalışan bir profesyonel olduğunu kanıtlıyor.

Şu ana kadar bir kaç Galatasaray formam olmuştur ama Kewell formasını üzerimde taşımak daha gurur verici bir şeydir. 19 numaralı Kewell formasını üzerime geçirdiğimde sanki bildiğimiz Atilla gidiyor ve dönüşmüş bir Atilla geliyor.

Kewell aslında öyle önemli bir oyuncu ki, takıma nasıl katkıları olduğunu futbolu iyi irdelemeyen insanlar pek bilemez. Nasıl desem, hiç oynamasın, hep yedek kalsın, hiç gol bile atmasın; ama Kewell bu haliyle bile takım arkadaşlarına ve takıma çok şey katacak bir insan. Saha dışında nasıl davranılması gerektiğini, sürekli çalışmayı, çalışmadan kaytarmamayı, kazandığın parayı sonuna kadar hak etmek için bir yıldız gibi değil sıradan bir takım oyuncusu gibi hareket etmeyi, profesyonelliği, adamlığı öğretecek ilk adamlardan biridir. Futbol sahası içinde bana göre Türkiye'de pozisyon almayı bilen bir numaralı oyuncudur. İnanılmaz bir futbol zekasına sahiptir.

Ben onu hep bir hareketiyle anacağım. O hareketi ve tavırları hiç aklımdan çıkmayacak. Galatasaraylı Kewell'dı o diyeceğim. Bordeaux maçında Sabri gol attıktan sonra tazı kovalarmış gibi Sabri'yi kovalaması, rakip takım oyunu tekrar başlatmadan önce gözlerine inanamıyor ve Tanrı'ya inanılmaz bir hisle şükrediyormuş gibi kendinden geçmesi, o yorgun yüz halinden tamamen saf bir Galatasaray sevgisi ve kazanma arzusunun akması onu şimdiden Galatasaray tarihine altın harflerle kazımıştır.

Ve moral bozucu nokta… İçimden bir ses sözleşmesini uzatmayacak diyor. Çünkü Kewell ailesine çok bağlı bir insan. Birbirinden güzel üç tane yavrusu ve güzel bir eşi var. Eşi ise işi nedeniyle İngiltere'den ayrılamıyor. 1 yılı aşkın süredir onlarla birlikte yaşayamıyor Kewell. Ailesi ve çocuklarını bu kadar yürekten seven bir insanın aklının hep İngiltere'de olması ve onları gözünde tüttürmesi çok doğal. Zaten tek sorun da bu. Eğer ailesi ülkemizde yaşıyor olsaydı eminim ki Kewell futbolu Galatasaray'da bırakırdı. Ama zannedersem herhalde sezon sonunda gidecek gibi. Kesin durumu Ocak ayı gibi görebiliriz.

Ama şunu bileceğiz. Kewell nereye giderse gitsin onu Galatasaraylı Kewell olarak anacağız. O da ben Galatasaraylıyım diyecek. Çünkü hiçbir takım taraftarının Kewell'ı bizim sevdiğimiz, sahiplendiğimiz ve bağlandığımız kadar içselleştirdiğini düşünmüyorum. Sevginin en büyüğünü Galatasaray taraftarından aldı. Bir kere bile ıslıklanmadı. Bir kere bile ters bir reaksiyona maruz kalmadı. Aldığı ve gördüğü, karşılıksız saf bir sevgiydi. Bunu görebilecek kadar akıllı bir insan. Eminim ki kafası inanılmaz karışıktır.


Belki de Kewell'ın kafasının içinde şöyle bir savaş vardır:


Ailem mi, bu taraftar mı?

Çocuklarım mı, Galatasaray mı?

Şeytan mı, Tanrı mı?

4 yorum:

Serap Bahar dedi ki...

Kewell gitmesin, mümkünse Türk vatandaşı olsun İstanbul'a yerleşsin, Haldun ile birlikte çalışsın Galatasaray'dan kopmasın.

Seviyoruz yahu zorla mı :)

Adsız dedi ki...

Futbolu Galatasaray'da birakmasini cok isterim... hatta birakdikdan sonra Galatasarayda yöneticilik veya antrönörlük yaparak takima yakin olsun... Onun kisiligi ile oyunculara ve genclere verecek o kadar cok var ki. keske her futbolcu her insan Harry gibi olsa...

Dreamtime dedi ki...

Kewell gitmesin, yoksa ağlarım.Gerçekten örnek alınası, takdir edilesi bir kişilik.Zaten tebessüm ettiğinde yüzündeki samimiyeti dünyaya bedel.Onu sahalarda özellikle gs'de izlemek heyecan ve keyif verici.Umarım kontratı uzar :/

NuRi ÜlgeR dedi ki...

"Ben onu hep bir hareketiyle anacağım. O hareketi ve tavırları hiç aklımdan çıkmayacak. Galatasaraylı Kewell'dı o diyeceğim. Bordeaux maçında Sabri gol attıktan sonra tazı kovalarmış gibi Sabri'yi kovalaması, rakip takım oyunu tekrar başlatmadan önce gözlerine inanamıyor ve Tanrı'ya inanılmaz bir hisle şükrediyormuş gibi kendinden geçmesi, o yorgun yüz halinden tamamen saf bir Galatasaray sevgisi ve kazanma arzusunun akması onu şimdiden Galatasaray tarihine altın harflerle kazımıştır. "

Atilla abi inanır mısın, tüylerim diken diken oluyor.
Anlattıkların duygularımın yansıması gibi.
O anı unutmak çok zor.

I Love You Harry KeweLL ! ...

LinkWithin

Related Posts with Thumbnails