4 Mayıs 2010 Salı

Harry Kewell’dan Soğuduk mu?


4 ay öncesi.. Devre arası transferleri yapılmakta. Galatasaray yabancı sınırlamasına takılır. Kewell mı Nonda mı diye günlerce insanlar yorum yaparlar. Kimileri sıyırır. Kewell satılamaz, izin vermeyiz, Ali Sami Yen’i bile yıkarız derler. Kewell işte bu kadar Galatasaray ile özdeşleşmiş bir oyuncudur.

O zamanlar yapılan yorumların ve Kewell’ı göndermeye kalkanlara karşı verilen tepkilerin haddi hesabı yoktu. “Çocuğumu bile keserim, Kewell bizi bırakma, Stay With Us” gibi kelamlar Sarı Kırmızılı ağızların ortak sesleriydi. Sırf bu yüzden pankart bile açılmıştı Kewell için.

Kewell’ın ne kadar önemli bir oyuncu olduğunu ve Galatasaray’ın içten ruhlarından biri olduğu konusunda uzun açıklamalar yapmama gerek yok. Oynadığı dönem içinde takıma her zaman katkıda bulunmuş, futbol aklı ile Galatasaray’a bir çok gol kazandırmıştır. Bana göre Galatasaray futbol takımının futbolu en iyi bilen adamıdır.

Şu son zamanlarda bana garip gelen ise Kewell gönderilecek gibi bir durum söz konusu ve Galatasaraylı taraftarlardan buna dair tepki bile gelmiyor. Nedenini düşünüp duruyorum. Önceden stadı yakacak kadar kızgın bir ruh haline bürünen Sarı Kırmızılı taraftarlar, tam şu zamanlarda neden bu kadar kayıtsızlar?

Gözden uzak olan gönülden de uzak mı oluyor?

Yoksa kaypak medyanın söylemlerini ciddiye alıp ona göre mi değerlendiriyor?

Bu yıl futbol takımının başarısız olması ve tam şu anda takımın bir hedefinin kalmaması neticesinde taraftarın morali bozulmuştur ve Kewell’ı düşünebilecek bir halde dahi değil midir?

Medyada bahsi geçen sakatlık hakkında yanlış bilgi verilmesi, yüksek ücret talep edilmesi gibi muhabbetler ne kadar doğrudur?

Hoş, Haldun Üstünel’in Neill ve Baros kalacak, diğerleri gidebilir söyleminden sonra taraftarların tepkisinin ne olacağı bilinemez.

Bir taraftarın ruh hali bu kadar mı değişir?

Daha dün Ali Sami Yen Stadyumu’nu yıkacakken şu an Kewell’ı umursamamak...

Ne kadar samimi? Ne kadar başarılara endeksli!

Stay with us, Harry?!?!?!

12 yorum:

Serap Bahar dedi ki...

Haksızlığın daniskası bu yapılan. İnsanlar nasıl bu kadar kolay çark edebiliyor anlamak mümkün değil.

Atilla Çelik dedi ki...

Benim de bir türlü kafamda oturtamadığım şey bu Serapçığım. Muhtemelen taraftarın morali çok bozuk. Hem başarısız sonuçlar, hem Fenerbahçe'ye yenilmek derken Kewell'ı düşünecek halde değillerdir belki de. Bir çok nedeni vardır muhtemelen..

kalecioyuncu dedi ki...

bence biraz gözden ırak gönülden ırak olma durumu, birazda onu düşünememek giden şampiyonluğa üzülmek. ama g.zana bile durduk yere 3 yıllık sözleşme ile bi sürü euro döken yönetimin kewell'a 2 sene kalma 1 sene kal demesi bence skandaldır. kewell gibi bir adam sakatlanmaz ise iki sene içindede fizik olarak ne kadar düşsede oyun zekası ile skora direk katkıta bulunabilir. ki bu seneki en bütük derdimizde buydu bence ne elano ne gio ne de jo skora direk katkı yapamadılar şu 3 ismin asist ve gol sayısını toplasak zor 10 yapıyor galiba... kewell üzerinden biraz takım analizi gibi oldu ama idare edersiniz artık...

Atilla Çelik dedi ki...

Kewell gibi bir adamın ırgatlar gibi koşması gerekmiyor aslında. Adam futbolu bilerek oynuyor. Nasıl desem, Mustafa Sarp'ın didinip durması belli bir ivme katabilir takıma ama Kewell gibi asla efektif olamaz. Kewell çok efektif bir adam. Bir iki hamle ile 90 dakikalık koşturmanın üzerine çıkabilecek bir verime sahip. Geçmişte nasıl Hagi deli danalar gibi koşmuyorsa Kewell de o kontenjan da sayılmalı. Adam oynadığı maçlar boyunca onca gol attı, asist yaptı ve futbolun akıl yönünü sergiledi. En azından rotasyona tabi tutmak bile yeterlidir.

Adsız dedi ki...

Dünya Kupasında bunun kararını kendi verdirecek diye düşünüyorum!

Atilla Çelik dedi ki...

Zannedersem Dünya Kupası'na kadar sözleşmesi yok. Sözleşmesi daha önce bitiyor.

Can dedi ki...

Bence temel sıkıntımız olaylara bu kadar duygusal bakmamız.

Kewell'ı deli gibi seviyorum. Gol attığında tribünlere giderken arkadaşlarını çağırması, benim en sevdiğim adamı, Hagi'yi anımsatıyor. O güldüğünde işlerin yolunda olduğunu anlıyorum. Ama...

Galatasaray'da işler doğru gitmediğinde eleştiriyoruz, plan programdan, ekonomiden, profesyonel yönetilmediğinden bahsediyoruz. İşimize gelmeyince amatör ruh diyoruz. Ortasını bulmak gerekli Kewell bayrak oyuncu olabilecek statüde bir adamdır ama...

Ama işte. Senede vereceği bellidir Kewell'ın. Kroniktir sakatlığı ve kendine mükemmel bakan bir adam olmasına rağmen, uzun aralar vermektedir. Nitekim Kewell'ın odak noktasında olduğu planla çıkılan yolda çekilen sıkıntı ortadadır. Oyuncudan en gerekli dönemlerde istenilen alınamamıştır. Ve senelik ciddi ücretler ödenmektedir.

Bu noktada "öbürüne verilen para" argümanı ile savunma yapmak da çok yanlıştır. Analitik bakacak olursak, Harry Kewell kumardır; çoğumuza göre de oynanması gereken bir kumar. Ama kumarın sonuçları da ortadadır. Yani bundan fazlasını beklemek hayalcilik olur. Galatasaray'ın yol haritasının ne olacağıdır önemli olan. Kewell gibi Galatasaray için, sistem için kilit bir adamın üzerine kurulan yapıda benzer sıkıntılar gelecek yılda çekilir; ayırt edilmesi gereken, aslolanın kulübün başarısı olduğudur.

Elbetteki transfer politikası önemli bu noktada. Keita, Neill, Baros gibi nokta atışlar yapılacaksa Kewell'ın gönderilmesinde sakınca görmem kendi adıma. Yok eğer bekleneni alamayacağımız, külfeti yüksek oyuncular ile uğraşacaksak, Harry Kewell kumarını oynarım.

İş bu noktada, bulunduğu yaşı ve fiziksel durumunu göz önüne alıp, Kewell'ın da biraz fedakarlık yapması gerektiği kanaatindeyim. Borcu olmayan, kaotik yapıdan kurtulmuş, kendi içinde barışık bir Galatasaray'da Kewell'ı hiçbir yere yollamam. Ancak şu an daha fazlasına ihtiyacımız var. Kewell bu noktada Galatasaray'ın yanında olacak mı, asıl soru bu...

Teşekkür ederim.

Adsız dedi ki...

Ben o çark edenlerden değilim.Kewell gs de hiçbir zaman süper oyuncu falan olmamıştır.İyi oynadığı maç sayısı o kadar azdır ki o kadar abartılmıştır ki.Ya kewell ne zaman karşısındaki oyuncuyu madara etmiştir defansa gelmiştir pres yapmıştır

Atilla Çelik dedi ki...

Sevgili Can,

Önemli tespitlerde bulundun. Haklılık payın çok yüksek. O konuda ters bir düşüncemiz olamaz. Bizlerdeki amatör dürtü çok farklı gerçekten. Galatasaray taraftarları yıllar yılı bayrak adamları çok sevmiştir. Hagi sonrası da yıllar boyu bayrak adam denen şeyin özlemini çekmiştir. Bunlardan birini Arda Turan kılmıştır ama akabinde yeri geldiğinde ona kızmasını da bilmiştir.

Kewell iki yıl boyunca taraftarlarca bayrak adamlardan biri olarak görüldü. Ama gözden kaçan nokta şuydu. Kewell yıldızdan ziyade aslında bir takım oyuncusu. Takımla birlikte hareket eden ve onlarla birlikte kenetlenen bir adam. Baros da keza öyle. Baros'un yıldızdan ziyade bir takım oyuncusu, savaşçı ve hırslı bir oyuncu olduğunu düşünüyorum. Kewell ondan daha hallice, naif ve zarif olduğu için Baros'a nazaran daha bayrak adam olarak görülmüştür.

Misal Neill. O da tam bir bayrak adam olacak nitelikte ama o da topu topu 2 yıl daha bizimle birlikte olabilecek.

Taraftarlar kendi kalplerine bazı isimleri gömebiliyorlar ve o an bazı gerçek veriler önemsiz olabiliyor. Kewell bir nevi sembol bir adam. Eğer ki ondan daha iyisi alınmayacaksa ve o da uygun bir ücrete tamam derse devam etmemek için hiçbir sebep göremiyorum. Ama yılda olduğu yerden 10 milyon doları kazanan bir adamın 2 milyon mu 2,5 mu 1,5 mu gibi şeyleri sorun etme fikri bana garip geliyor.

Galatasaray'ı tercih etme sebebini hatırlayalım: "Bana gözleri kapalı 2 yıllık sözleşme önerdiler ve güvendiler."

Kewell'ı Galatasaraylı yapan unsur buydu..

Atilla Çelik dedi ki...

İsim bırakmayan arkadaş,

Kewell'ın her maç müthiş oynaması, o biçim oynaması gerekmedi bile. Hayvan gibi pres yapması da gerekmedi. Mustafa Sarplar yeri gelince o hayvan gibi presleri yaptılar ama oyunun efektifliğine baktığımızda bitirici vuruşları yapan ve takımına skor katkısı yapan adam Kewell olmuştur. Bu unsuru gözden kaçırmamak gerekiyor.

Kewell'ın karşısındaki oyuncuyu madara etmesine gerek yok. Hele ki akıl futbolu oynuyorsan. Zaten Rijkaard da karşıdaki oyuncuyu madara etmeye yönelik bir oyun şablonuna sahip değil. Hep pas, sürekli pas, hızlı oyun ve topun yönünü sürekli değiştirmek.. Galatasaray bu yıl bunu iyi yapamadığı için bu sıkıntıları çekti. Çünkü takım bütünlüğü bu tarz akıl ve pas futboluna uygun olmadığı için ana tablo ortada.

Kendisi Baros ile birlikte sistemin en önemli temel taşlarından biriydi. O ve Baros olmayınca Galatasaray'ın ne kadar zorlandığı ortaya çıktı. Koskoca Galatasaray'da, 20-30 oyuncuya sahip Galatasaray'da İBB maçı sonrası Rijkaard Kewell ve Baros'u anmıştır ki bu her şeyi açıklıyor.

silent lucidity dedi ki...

6+2 deki 2 artıyı da hakeden adamdır harry kewell.formda olursa oynar,oynamazsa yedek bekler nedir yani.rekabet basarıyı getirir bence kesinlikle kalmalı kewell ve gio +2 yi olusturmalı.haftasonu antalya macında bir taraftar destegi bekliyorum ben,ama belki de fazla safım.

90 + 3 dedi ki...

Kişisel sebeplerle kendi gitmek istiyodur, ona bir şey diyemeyiz, sonuçta kariyerinin son dönemini ailesi ile birlikte geçirmek isteyebilir.

Eğer kendisinin ayrılmak gibi bir düşüncesi yoksa, Kewell'ın gidişini ne teknik ne de ekonomik sebeplerle açıklayamazsınız.

Teknik açıdan bakarsak, IQ'su düşük bir kadronun bu tip oyunculara ihtiyacı var. Bu sene izlediğimiz yetenek fakiri adamlar seneye de olacaklar ya da onlar olmasa bile onlar gibileri olacak mutlaka. İşte onları nötralize edecek kafası çalışan adamlar gerekiyor bu takıma.

Ekonomik açıdan ele alırsak, Kewell'ın ayrılması durumunda, ilerideki üçlünün her yerinde oynayabilecek bir adam almanız gerekecek. Sol bek ve orta saha gibi bağıran eksikleriniz varken, seneye CL gelirleriniz yokken, buna ayıracak paranız varsa sorun yok. Ya da Kewell'ı gönderip, bonservisi elinde adam mı arayacaksınız tekrar?

Angaryadan öte olmayan Antalyaspor maçını bence Kewell'ın kalması için değerlendirmeli GS taraftarı. Sonra çok ararmışız gibi geliyor giderse.
http://doksanartiuc.blogspot.com/

LinkWithin

Related Posts with Thumbnails